ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan
3 hafta önce

Hayatta genç yaşıma rağmen, birçok sıkıntıyla boğuşmak zorunda kaldım. Çocukluğumdan beri, arkadaşlar içinde birçok kavga ettim. Kimilerinin alaylarına maruz kaldım mesela. Hadi bunlara çocukluk der geçersin. Sonra üvey anne çıktı. Onu da geçtim. Büyümeye başladım...

Asıl zor olan da bundan sonrasıydı. Aylarca sokaklara düştüm. İstanbul'un arka yüzünü tanıdım. Bir bir. Farklı simaların evlerine girdim. Kah sessizce kah kavga ile çıktım teker teker. Hayat devam etti gitti. Akıyordu olaylar silsilesi. Akıyordu. Beş parasızlıktan bazen esnaf dükkanına girerdim de 5-10 lira için kafama nasıl da vurulurdu zalim bir esnaf tarafından. Girdiğim her işte en son rütbeye konulurdum. Konuşmasını bilmeyen insanlar tepeme amir olurdu. Hepsinden de atıldım. Kiminden kaçtım. Hatta bir tanesinin pisliklerini ortaya çıkardım diye yolumu kesmişlerdi ve patronun hanımı bana orospuluk yapma diyordu. Pislikleri açıklamak orospulukmuş meğer. Ev arkadaşlarından ve ev sahiplerinden hep çektim. Öyle acımasız laflar duydum ki vicdanım burkuldu. Arkadaş sandığım insanlar en üzüldüğüm dönemlerde bir anda bana sırtlarını döndü. Manevi olarak beni anlamak yerine yerin dibine geçirmeyi tercih etti.

Derken, durumum düzeldi. Belki farklı olur dedim, belki. Yok. Yine değişmedi. Bu seferde sömürülmeye başladım. Emlak mafyasına denk geldim. Paramı kaptırdım bir çeteye. O şehirden uzaklaştım. Başka şehre kafamı dinlemek için gittim. O şehirde de komşumla kavga ettim. Kavga komşumun eve özenerek döşediğimiz üç beş eşyaya haset etmesinden ortaya çıktı ki komşum iftiralarla beni hapse tıktırmak için elinden geleni yaptı. O kadar büyüdü husumet. Sonra onca zarar ederek eşyalarımla evsiz çadırlara düştüm. Orada yepyeni lüks eşyaları işverenin deposuna koydum. İşveren tarafından yine aforoz edildim ve küçümsenerek işe alınmadım... Basan su da bütün lüks eşyalarımı kaybettim. Yine eskiye döndüm.

Nihayet diyarım İstanbul'a geri döndüm. Okumaya ve yazmaya olan tutkum vardı ki... Yayın alemini keşfederken bir yandan diğer yandan da sokaklara yine düştüm. Ne acayip insanlarla beş parası olmayanlarla gizli gizli gece açık dükkanlarda yatıp kalktım.. Sonra bir medya patronu aracılığıyla esrarengiz bir kadınla görüştüm. Başta çok iyi gibi idi ama sonradan ortadan kaybolan bu kadının hakkımızda kötü planları olduğunu ve istediğini alamadığı şüphesine kapıldım. Varoşta bir facia yaşadım bu evrede. Bir yaşlı kadının iftirası sonucu iki araç ve 4 kişi üzerine saldırdı eşkiya gibi. Yaşamam mucize idi.

Bunca sıkıntıdan sonra kendi anladığım işte bile akrabalarımdan tut ki bazı yazarlara kadar aforoz edildim. Yazar olmama yazmama her gün kitap okuyup yazmama rağmen bir kitap çıkarmanın aşkıyla yıllardır tutuşmama rağmen geçenlerde popüler kültürün yüreği beş para etmez bir yazarından senin vasfın nedir seni dergime alayım diye bir laf yedim. Sadece yazardan tekme yesem yine iyiydi. Kimisi sana yazar diyenin kafasına sıçayım derken bir başkası sen asla bir kitap çıkaramayacaksın gibi şeyler diyordu.... Daha neler neler. Ve artık, yoruldum. Komşuma dahi selam vermeyen, bitkin, vakur bir adamım ben artık. Evine kapanmış!


Konu : Yorulmak ve Vakur Olmak

Lisans : Yazaron Lisansı

28 Eylül 2018
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum