ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

Yeniden mi?

"Dünün güneşiyle bugünün çamaşırları kurutulmaz" diye çok güzel söz vardır.

Dün denedin olmadı, tutmadı.

Bir daha, bir daha deneme, tutmaz bu iş.

Malum Hdp Diyarbakır il başkanlığı önünde bekleyen terörist analarının nöbeti devam ediyor.

Şimdi onlar kandırılıp dağa çıkarıldığı için

İlk fırsatta benim Mehmetcigimi şehit ettikleri halde onları Hdp'den isteyen aileler "cici" o Pkk'lılarda suçsuz günahsız bebeler mi olacak?

Geçin bunları kardeşim geçin!

Aptala yatmayın gerçeğe gelin.

Yeni bir çözüm sürecinin alt yapısını oluşturan bu tür projelere Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden bakanların gelip PKK'nın kapısının basamaklarında oturma eylemi yapan ailelere destek vererek orda oturmaları devleti aciz duruma düşürmüyor mu sizce?

Kanınıza dokunmuyor mu?

Hem terörist diyeceksiniz hem de gidip o partinin basamaklarında bekleyeceksiniz çelişki yok mu kardeşim?

Devlet o basamaklarda oturmaz eğer oturacaksa ikinci gün o basamak orda durmaz.

Ayrıca 2015 ten beri terör örgütünün elinde bulunan 12 asker ve polisimizin anneleri de gidip HDP(PKK)nın kapısı önünde eylem yapıp bekleyip onlarda isterse devletin vasfı kalır mı?

Her gün esip gürleyip terörün kökünü kazıdık bitirdik diyeceksin, sonrada pkknın binasının önünde eylem yapıp teröristleri geri verin diyeceksin yahu sadece bana mı garip geliyor?

Bir örnek verecek olursak(teşbihte hata olmaz):

Her malı çalınan esnaf, her evi soyulan vatandaş hırsızı kendisi arasın ya da malını çaldığı adamların kapısı önünde bekleyip verin malımı mı desin?

Ya da başına bir iş gelen her insan çözümü kendisi yapacaksa devlet denilen kurumun bir fonksiyonu bir itibarı kalır mı?

Düşünelim...

O kapıda bekleyen anaları görünce cennet meķan kendi analarımızla karşılaştırma yaptım.

Buyrun yanlış varsa söyleyin ;

Bizim annelerimiz okuma yazma bilmezdi fakat

Her daim söyledikleri şunlardı:

Evladım yalan söylemeyin,

Harama bulaşmayın,

Hırsızlık yapmayın,

Kimseye haksızlık yapmayin adil olun. İbadetlerinizi eda edin.

Vatanı bayrağı sevin

Devlete karşı gelmeyin derlerdi.

Ayrıca sandıklarında Kur'an'ı Kerim, seccade ve al bayrak bulunurdu.

Böyle analardan olanlar asla teröre bulaşmazdı bulaşmadık ta...

Gelelim orda bekleyen analara; acaba ordakilerin kaçı çocuklarına bu nasihatleri vermiştir. (Bana göre hiç biri)

Ayrıca gidip çeyiz sandıklarını açarsanız "sarı kırmızı yeşil" renkte çeşit çeşit fistan ve paçavraları bulursunuz.

Bunun belirtileri düğünlerinde "Kürdistan" temalı şarkılarla oynamaları, çocukların zihinlerine küçük yaştan itibaren yerleştirmeleri, sarı kırmızı yeşil renkli tonlarda adeta bir başkaldırı (serhildan) senfonisi yaparlar.

Türk bayrağı görme şansınız yoktur.

Bu yüzden onlardan olan çocukların devleti bayrağı vatanı sevmesi mucize olur.

Biliyorsunuz mucizelerde peygamber kerametleridir.

Bizler annelerimizi ne kadar kızdırsak ta onlar bizleri bir gül edasında yetiştirdiler. Fakat bahsi geçen analar ise devlete düşman kin nefret içinde bir diken şeklinde yetiştirdikleri evlatları terörist olunca akılları başlarına gelmiş olacak ki böyle eyleme başvurmuşlardır.

Muhakkak ki büyüttükleri o dikenler elbet koparılmalıdır koparılacaktır da...

Bu olaylar pkk binası önünde toplanan bir kaç aileyle çözülecek bir durum değil, çünkü binlerce terörist ağaç kovuğundan çıkmadılar onlarında aileleri vardı elbet.

O yüzden bunlara ikinci bir çözüm süreci yolu açmak başlamadan fiyaskoyla sonuçlanacaktır.

Zaten 1. Çözüm süreci sonunda Sayın Cumhurbaşkanı "Kürt sorunu bitmiştir, artık Kürt sorunu diye bir şey yoktur" diye beyanatları vardır.

Eğer ikinci bir aynı hataya düşerlerse kendilerini inkar etmiş olurlar.

Zaten neyi çözeceksiniz?

Vatandaş olarak; Türk'ün sahip olup ta Kürt'ün sahip olmadığı hangi haklar var?

Ya da ne istiyorlar?

Bilelim:

Anayasada tanınmak istiyorlar.

Yani bu ülkenin sahibi Türkler ve Kürtler'dir yazılmasını istiyorlar

Peki o zaman, Lazlar Çerkezler Araplar sahip değil mi onlar ne olacak?

Yoğunlukla bulundukları Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemize "Kürdistan" denilmesini ve eyalet sisteminin gelmesini istiyorlar.

O zaman "lazistan çerkezistan" diyenler ne olacak?

Ana dillerinde resmi okullarda Kürtçe dilinde eğitim görmek istiyorlar. Biliyorsunuz Kürtçe özel öğretim kursları açıldı talep görmeyince çoğu kapandı.

Her isteyene kendi dilinde eğitim verirsen dilde birlik olmaz.

Belediyelerin özerk olmasını istiyorlar yani iç işlerinde serbest sadece dış ülkelere gidince Türkiye pasaportu kullanmak istiyorlar.

Askerimi polisimi vatandaşımı şehit edip yakalanip cezaevine konan teröristleri pişmanlık yasasıyla serbest bırakılmasını istiyorlar.

Tabi ki en büyük lokma Terörist başının serbest bırakılmasını istiyorlar.

Ve bunun gibi irili ufaklı bir çok madde daha sıralıyorlar.

Bu maddeler ışığında baktığımızda Türkiye, istenen eyaletlere ayrılmış federal devlet olur mu?

Bu günkü şartlrda olması iç savaş sebebidir.

Eyaletlerden oluşan federal bir devletin sonraki aşaması Kuzey Irakta ki "Irak Kürdistan bölgesi" gibi kendi parasını basan kendi askeri gücünü oluşturan her şeyiyle merkezden bağımsız bir devlet olup çıkmaktır.

Daha sonra da Dünya devletlerinin tanıyacağı İsrail'in kukla devleti özgür ve bağımsız "Büyük Kürdistan"ı ilan etmektir.

Bunları vermediğiniz ölçüde devlet kurma hayallerini isteklerini, "Kürt Sorunu" adı altında sinsi bir planla sunup gerçekleştirmek istemektedirler.

Bu milletin feraseti buna izin vermeyecektir, vermemelidir.

Milletimiz bu oyunlara gelmeyerek Türk Milleti adı altında birlik ve beraberlik içinde birbirini sevip birbirine saygı duyup ülkenin gelişmesi için çalışmalıdır.

Herkes haddini hududunu bilerek, cennet vatanımız güzel Türkiye'mize sahip çıkma zamanıdır...

15.09.2019

Yavuz YILDIZBAŞ


Konu : ÇÖZÜM SÜRECİ -2- HAZIRLIKLARI MI?

Lisans : Yazaron Lisansı

15 Eylül 2019
1 1
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum