ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

NEDEN MERSİN VE ORDU GİBİ İLLERDE ADAYLAR BOZUK PARA GİBİ HARCANDI?

(İLM-İ SİYASET…)

Mahalli idare seçimleri gündem olmaya başladığı sıralarda MHP genel başkanı sayın Bahçeli’nin “andımız” metni üzerinden bir çıkışı vardı. Bu çıkış sonrası gelişen olaylar, yerel seçimler için Cumhur İttifakının gerçekleşmeyeceği hatta 15 Temmuz sonrası oluşan ittifak ruhunun da kaybolmaya başladığı gibi değerlendirmeler yapılmasına neden olmuştu. Nihayet beklenilen olmuş ve bu olayların ardından basının karşısına çıkan Bahçeli, yerel seçimlere ittifakla değil yalnız gireceklerini söylemişti…

Böyle bir açıklama, Cumhur İttifakına gönül veren herkes gibi beni de hayal kırıklığına uğratmış ve Bahçeli’nin konuşmasını canlı olarak izledikten sonra geleceğimize dair ümitlerim de suya düşmüştü. Bu konuşma sonrası kafamda, milletimizin bir yüz yıl daha boyunduruk altında kalamayacağı ve bu sürecin, yitirilen değerler sonrası Macarlar (Hun) ve Bulgarlar benzeri bir benlik kaybıyla son bulacağı düşüncesi oluşmuştu. Bu düşüncenin etkisiyle sıcağı sıcağına serzeniş dolu bir yazı kaleme almıştım. Bu yazıyı paylaştıktan sonra uykusuz geçen o gecede yaşananları derinlemesine irdeleme fırsatım oldu ve tüm yaşananları üst üste koyup eksisiyle artısıyla değerlendirdim. Bu değerlendirme sonrası ümitlerimin tekrar yeşermesine neden olan kanı, bir gün önce yazdığım makaleyi o sabah kaldırmama sebep oldu.

Peki, neydi o kanı? Abdülhamit Han’dan bu yana insani olmasa da siyasi olarak sığ ve basiretsiz bir dönem geçirmiştik. İşte bu dönem boyunca özellikle de liderler seviyesindeki sığlık, ülke olarak batının oyunları için deneme tahtası oluşumuzun birinci sebebiydi. Son dönemlerde yaşanılan olaylar artık bu oyunlara gelmediğimiz gibi oyunları bozduğumuzu hatta oyun kuranları dumura uğratacak oyunlarla üzerlerine gittiğimizi gösteriyordu. Nasıl mı? isterseniz bunu daha iyi anlayabilmek için son yıllarda yaşananlara ve yapacağımız yerel seçimler öncesi gerçekleşen olaylara daha yakından ve eleştirel bir gözle bakalım;

2002 sonrası Türkiye’de herkesin hatırlayacağı bazı olaylar vardı, HSBC Bank ve Sinagog patlamaları gibi. Bu olaylar, kimse kusura bakmasın Mehmet’in karısı için Ahmet ve Hasan’ın kavga etmesi gibi uç bir örnekle açıklanabilecek durumlardandı. İngilizler ve Yahudiler ülkenin gerçek sahibinin kendileri olduğuna dair birbiriyle kavgaya tutuşmuşlar ama biz, bize verdikleri morfinle yani “Bir Türk on düşmana bedeldir” sözüyle avunuyorduk. İşte o dönemde henüz iktidar olmuş ama muktedir olamamış hükûmet, bu savaşı iyi değerlendirip önce Yahudilerden tarafmış gibi görünerek İngilizlerin sonra İngilizlerden edindiği istihbaratla Yahudilerin bir kısmını tasfiye etmeyi ve onların operasyonel güçlerini kırmayı başarmıştı. Daha sonra Demirel’in de şikayet ederek ülkenin ilerleyişi önünde set olduklarını söylediği TAY‘lara el atıldı. Yargıtay başta olmak üzere diğer kurumların üye seçimleri çeşitlendirilerek emperyalist güçlere hizmet etmelerinin önüne geçildi. Sonrasında parti kapatmaları zorlaştırıldı ki bu olmazsa olmaz bir zorunluluktu. Çünkü yıkamadıkları partileri kapatarak kendilerine hizmeti reddedenleri cezalandıran oligarklar, parti kapatmayı darbe öncesi son çözüm olarak uyguluyorlardı… Burada bir nokta koyalım ve makalemizin çok uzun olmaması için bu oyun ve mücadeleleri sonraki yazılara bırakalım.

Ne demiştik, Sayın Bahçeli ittifakı sonlandırmış ve seçime yalnız gireceklerini söylemişti. İşte tam da burada siyasi bir hile yapılmıştı. Cumhur İttifakının çatırdadığını ve yıkılmak üzere olduğunu düşünenler, bu yanılgı sebebiyle yeterince hazırlık yapamadılar. Sonrasında yine Bahçeli’nin Cumhur İttifakına bağlı olduklarını ve millî beka için siyasi hesaplardan vazgeçebileceklerini söylemesi ortalığın karışmasına neden oldu. Bu açıklama sonrası dış baskıların da etkisiyle beş benzemez diyebileceğimiz partiler bir araya gelmek için çalışmalara başladı. Ama görünen oydu ki Cumhur İttifakının paydaşları, buna da tedbirini almıştı. Sınırlı tuttukları ittifaka karşı yapılan hamleleri son anda yaptıkları aday çekmelerle boşa düşürdüler. Sanki rakipmiş gibi göründükleri birçok seçim çevresinde güçlü olanın lehine gerçekleşen aday çekmeler, bunu beklemeyen muhalefeti çaresiz bıraktı. Bu hamleye cevap verebilecek ne zaman ne de aday vardı. Son çare olarak Mersin ve Ordu gibi bazı illerde yedeğin de yedeği olan partileri devreye sokarak cevap vermeye çalıştılar. Mersin’de gemileri yakarak Belediye Başkanı seçildiği Partisini (MHP) bırakıp IYI partiye gelen Burhanettin Kocamaz, deyim yerindeyse bozuk para gibi harcandı. IYI parti güya bir hata sonucu aday gösteremeyerek CHP’yi destekleyecek ama bu durumu “yanlışlık oldu” diyerek gizlemeye çalışacaktı, tabi yerseniz. Ordu için de durum farklı sayılmaz.

Demem o ki Cumhur İttifakını oluşturan partiler ve o partilerin liderleri İlm-i Siyaseti öğrendiklerini ve bu sayede ülkeyi ilerilere taşıma potansiyellerini bir kez gösterdiler…

Said Dayıoğlu


Konu : SEÇİMLER ÖNCESİ YAPILAN SİYASİ HİLELER

Lisans : Yazaron Lisansı

22 Şubat 2019
1 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum