ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan
2 yıl önce

15 Temmuz’da Allah’ın da Bir Planı Vardı!

15 Temmuz ile ilgili yazdığım hemen hemen tüm yazılara “Ülkemiz uçurumun kenarından döndü” diye başladım.Gerçekten de ülkemiz FETÖ alçaklarının maharetiyle işgale hazırlanmış, ülkemizi uçurumun eşiğinden;

Cumhurbaşkanımızın dik duruşu ve liderliğiyle,

Milletimizin ikinci bir kurtuluş savaşı mücadelesi vermesiyle,

Ordu ve emniyetimizin içindeki vatanseverlerin karşı mücadelesiyle,

 Basınımızın kahiri ekseriyetinin demokrasinin yanında saf tutmasıyla,

Tüm parti milletvekillerinin mecliste ölüme meydan okumasıyla,

kısaca el birliğiyle alnımızın akıyla döndürdük!

Ama sadece yukarıda maddeler halinde saydığımız donelerle 15 Temmuz FETÖ işgal darbesinin savuşturulduğunu söylersek puzzle’ın önemli parçalarını eksik bırakmış oluruz.

Bu yazımda da bu önemli parçalardan, yani darbenin püskürtülmesindeki dönüm noktalarından bahsedeceğim.

Cumhurbaşkanımız 8-9 Temmuz’da Polonya’nın başkenti Varşova’da NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmış, yoğun geçen görüşmeler sonucu Ankara’ya dönmektedir. Cumhurbaşkanımızın tatil aklının ucundan geçmemektedir. Önce İstanbul’a inecek, sonra da çalışmalarını Ankara’da sürdürecek, hafta sonu da Antalyasporlu Eto’o’nun  kurucusu olduğu vakfın Afrikalı çocuklar için organize ettiği ve dünyaca ünlü futbol yıldızlarının katılacağı futbol maçı için Antalya’ya gidecektir.

Serkan Yazıcı, Cumhurbaşkanımızın Atatürk havaalanına döneceğini öğrenir. Ona ileteceği bazı konular olduğu için havaalanında Cumhurbaşkanımızı beklemeye ve konuları arz etmeyi düşünür, havaalanına gider ve protokol bölümünde beklemeye başlar.Cumhurbaşkanımız, havaalanında Serkan Yazıcı’yı görür ve selamlaşırlar. Cumhurbaşkanımız Serkan Yazıcı’yla Mayıs 2013’de kalp krizi geçirip vefat eden babası Bursaspor eski başkanı  İbrahim yazıcının cenazesinde tanışır. Havaalanında kalabalıktan dolayı ayaküstü görüşemeyecekleri için yanındakilere Serkan Yazıcı’yı Şeref Bölümü’ne almalarını ister.

Şeref Bölümü’nde Serkan yazıcı meramını arz eder.Masanın üzerinde bulunan bir dosya Cumhurbaşkanımızın dikkatini çeker ve Serkan Yazıcı’ya bunun ne olduğunu sorar. Serkan Yazıcı “Sayın Cumhurbaşkanım babamın Marmaris’e geldiği zaman kaldığı evi elden geçirdik. Onun resimleri” der. Cumhurbaşkanımız “Güzelmiş!” der.

Bunun üzerine Serkan Yazıcı “Cumhurbaşkanım bayramda sizi burada misafir etmek isteriz. Bu şerefi bize verir misiniz?” der.Cumhurbaşkanımız “Bayramda otel çok kalabalık olur, korumalarla, protokolle otelin diğer misafirlerini rahatsız ederiz” diye teklife ilk önce sıcak bakmaz. Ama Serkan Yazıcı’nın ısrarı ve resimde görülen babasına ait villanın diğer otel misafirlerden ayrı bir yerde olduğunu söylemesi üzerine bu teklifi kabul eder.

İster tevafuk derdiniz, ister kader dersiniz, isterse de tamamen tesadüfler zinciri dersiniz! Fakat hiç planda olmayan Marmaris tatili işte bu diyalog sonrası karara bağlanır.

Tatil için 11 Temmuz Pazartesi tarihi belirlenir. Otele kadar helikopterle gitme kararı verilir. Marmaris’te tesis dışına çıkma durumuna karşı da Otelin diğer misafirleri rahatsız olmasın ve Cumhurbaşkanıyla aynı otelde kaldıklarını anlamasınlar diye Cumhurbaşkanı aracı otele Cumhurbaşkanı forsu “OLMADAN” sokmaya karar verirler. Otel çalışanları dahi bu önemli misafirden haberdar olmaz. Çalışanlara yabancı ülke temsilcisinin konaklayacağı söylenir. Dedik ya; Allah’ın da bir planı var!

Helikopterle yola çıkarlar. Yolda ilginç bir şey daha olur. Helikopter arıza yapar. Aydın’ın Çıldır Havaalanı’na mecburi iniş yaparlar. Sivil bir helikopter ayarlanır ama sivil helikopterin gece görüş özelliği yoktur ve havanın kararmasına 45 dakika vardır. Karayolu, havayolu derken riske girilip helikopterle gitmeye karar verirler.

Helikopter Marmaris’e indikten 3 dakika sonra hava tamamen kararır. Sivil bir helikopterle gelindiği için ve havanın da karardığından çevrede bulunan kimse gelenin Cumhurbaşkanı olduğunu anlamaz. Dedik ya; Allah’ın da bir planı var!

Planda olmayan bir Marmaris tatili, Cumhurbaşkanlığı resmi helikopterinin arızalanması ve yola sivil helikopterle devam edilmesi, resmi helikopterin arızalanmasından dolayı inişlerinin havanın kararmasına kalması ve kimsenin gelen kişinin Cumhurbaşkanı olduğunu anlamaması!Darbe sonrası darbecilerin ifadelerine bakacak olursak; darbecilerin yana yakıla Cumhurbaşkanımızın yerini tespit etmeye çalıştıklarını görürüz.

 Planda olmayan Marmaris tatili olmasa Cumhurbaşkanımız Ankara’da göz önünde olacak, darbeciler belki de onu kıskıvrak yakalayacaktı.“Belki de” diyorum çünkü bizler “Allah’ın da bir planı var” diyenlerdeniz.

Bitti mi; Hayır.

Darbeciler işe Genelkurmay Başkanlığı’ından başlamış, önce ikinci Başkan Yaşar Güler’i, ardından Genelkurmay Başkanı  Hulusi Akar’ı rehin almışlardı. Yaşar Paşayı rehin alan ise emir subayı olan Bnb. Mehmet Akkurt’tu. Mehmet Akkurt emir subayı olduğu Yaşar Paşayı esir alıp bir araca bindirmiş Güney nizamiyesinden çıkarak Akıncı Üssü’ne gitmek istemiştir. “Araç yerine diğer komutanlar gibi onu da helikopterle çıkarabilirlerdi” diyebilirsiniz. Fakat Yaşar Paşa ilk tutuklanan komutandır ve helikopterle ortalığı velveleye vermek istemediklerinden araçla sessizce Akıncı Üssü’ne gitmek isterler.

Hareketlilik fark edildiğinden karargaha giriş çıkışların yasaklandığı bilgisi nizamiyelere iletiliyor. Mehmet Akkurt kapının hemen açılmasını yoksa ateş edeceğini söylüyor. Oysa böyle yapmak yerine sakince inip “Araçta Yaşar Paşa var, kapıyı açın” dese zaten herkes onun paşanın emir subayı olduğunu bildiğinden hiç zorluk yaşamadan sessizce karargahtan çıkacaktır. Belli ki kendilerine o kadar güvenmişler ki, güç zehirlenmesi yaşamışlar. Mehmet Akkurt kapının açılmadığını görünce elindeki silahla nizamiyede Muhafız Tabur Komutanı Yarbayı başından vurur. Bunun üzerine de nizamiye de görevli bir üsteğmen tarafından Mehmet Akkurt öldürülür. İşte Genelkurmay’da ilk duyulan silah sesi budur. Bundan sonra sosyal medya başta olmak üzere “Genelkurmay’da silah sesi duyuldu” haberi her yere yayılır. Dedik ya; Allah’ın da bir planı var.

Bitti mi; Hayır.

Darbecilerin hedeflerinden biri de TÜRKSAT’tır. Amaçları, TRT hariç diğer tüm kanalları keserek halkın tek kaynak olan ele geçirdikleri TRT’den haber almasını sağlamak. Böylece hem demokratik yollardan seçilenlerle milletin iletişim bağını koparacak, hem de TRT üzerinden rahatça propagandalarını yapacaklardı.

Emniyet Müdürlüğü bunu öngördüğü için bir ekibi TÜRKSAT’ı korumak için görevlendirir. Polisler yolda herhangi bir saldırı ve engelle karşılaşmamak için TÜRKSAT’a bilinen yoldan değil de köy yolundan gitmeye karar verirler. İki münübüsle köy yolundan devam ederken bir aracın kendilerini takip ettiğini görürler. Araçları kenara çekip silahlarıyla arkadan gelen aracı durdururlur. Araçta köye giden bir aile vardır. Ama ilginçtir ailenin içinde, TÜRKSAT’ta biri de vardır. Onu da yanlarına alırlar ve en kısa yoldan TÜRKSAT’a varırlar. Ayrıca polislerin ifadesinden bu kişinin TÜRKSAT’ın işgalden kurtulmasında çok faydasını görürler. Dedik ya; Allah’ın da bir planı vardır.

Polisler TÜRKSAT’a vardıklarında darbecilerin onlardan önce helikopterle geldiğini görür. Onlar dışarıda mücadele verirken TÜRKSAT içinde de darbecilerle TÜRKSAT çalışanlarının mücadelesi vardır. Darbeciler çalışanları bir yerde toplamış, bir yandan “Aralarından birini vuralım, korksunlar” derken, bir yandan da “Buranın yetkilisi kim?” diye sormaktadır.  Destek Uzmanı Asım Akkaya yetkili olmadığı halde kendisini feda eder ve “Benim” der. Darbeciler “TRT hariç tüm kanalların yayınını keseceksin” diye bağırır. Darbeciler TÜRKSAT’a ilk gelişte binaya girmeden ateş açmış, bazı çalışanları şehit etmiştir. Asım Akkaya “Eninde sonunda beni de öldürecekler. Ama darbecileri oyalayarak zaman kazanabilirim” diye düşünür. “Tamam keseceğim, ama bunun için antene çıkmam gerekiyor” der. Yanına iki darbeci asker verirler. Onlarla birlikte antene çıkar. Niyeti ulusal kanallara dokunmadan yerel kanalların yayınını kesmektir.

Öyle de yapar. Darbeciler anlamasın diye önce izleme ekranlarına giden kabloyu keser. Yayınların gittiğini gören darbeciler, işlemi yaptırdıklarını düşünür. Oysa ulusal kanallar hala yayındadır ve yayını kesilen kanallar sadece yerel kanallardır. Bundan sonrasını Asım Akkaya’dan dinleyelim:      “ Rabbim bize öyle bir yardım ett ki, hem cevap verirken zorlanmadık, hem de onların basiretini bağladı. Verdiğimiz cevaplara inandılar. Üstelemediler. Bu bizi rahatlattı. Trafoyu sordular. Bilmiyorum dedim. Aranızda elektrikçi var mı dediler, mesai sonu olduğu için elektrikçi yok dedim. Oysa aramızda elektrikçi vardı.” Dedik ya; Allah’ın da bir planı vardır.

Bitti mi; Hayır.

Özel Kuvvetler Karargahı da darbeciler tarafından ele geçirilmişti. Buradaki darbecilerden bazıları diğer darbecilerden farklıydı. Bilmeden darbeye dahil olmuşlardı. Kısaca açalım; Özel Kuvvetlerde çok önemli görevler öncesinde personelin dünya ile tüm irtibatı kesilir, telefon vs iletişim araçlarına el konurdu. Darbeden saatler önce de aynısı olmuştu. Dünya ile iletişimi kesilen Özel Kuvvet personelinden bazıları bilgisi olmadan bu darbeye karışmıştı. Başta adı tarihimize altın harflerle yazılan Ömer Halisdemir’in FETÖ’cü katil Semih Terzi’yi vurması işte darbeci grubun içinde istemeden yer alan bu personellerin gözünün açılmasına ve “neler oluyor” demelerine neden oldu.

Yaptıkları araştırma sonucu ülkede darbe olduğunu ve kendilerinin de darbecilerin oyununa geldiğini öğrenirler. İşte bu andan itibaren işler değişir. İşte bundan sonra darbeci grubun içinde bulunan ve cuntacı olmayan askerlerden Üsteğmen M.A. Zekayi Paşa’nın emrindeki askerlerle birlikte hareket etmeye başlarlar. Darbeci Semih Terzi’nin çok güvendiği adamlarından Yarbay Mehmet Ali Ç.’yi, Albay Ümit B.’yi, Astsubay Kıdemli Başçavuş Turgay U.’yu yakalamış, bir başka darbeci Başçavuş Nedim Ş.’yi ise vurarak öldürmüştür.

Tüm bunları yapan darbeci Semih Terzi’nin her şeyden habersiz bir şekilde Ankara’ya getirdiği Özel Kuvvet personeliydi. Semih Terzi’nin darbeye destek için getirdiği hiçbir şeyden habersiz olan Üsteğmen, gerçeği öğrenmiş ve Terzi’nin beyin takımını derdest etmişti. Dedik ya; Allah’ın da bir planı vardır.

Bitti mi; Hayır.

Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanımıza suikast için giden cuntacıların helikopterleri Çiğli 2. Ana Jet Üssü’nden havalanmıştı. Burada da ilginç olaylar yaşanmıştı. Bu hain görev için aslında 4 helikopter kaldırmayı düşünmüşlerdi. Ama helikopter pilotlarından Yarbay B.A. ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinden darbe girişimi olduğunu öğrenir. Hemen bir plan yapıp, helikopterin sağ motoruna sıcak basarak arıza yapmasını sağlar. Darbeci komutana motorun arıza yaptığını, kapatıp tekrar deneyeceğini söyler. Darbeci komutan motoru kapatmasını ve kendilerini üste beklemelerini ister.

Aynı şekilde helikopterlerden birinin pilotu olan Üsteğmen S.Ç.’de internette Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın konuşmalarını görür ve uçmamaya karar verir. Motorlar kapatıldıktan sonra tekrar çalışması için epey zaman gerektiğini bildiği için hemen helikopterin motorlarını kapatır. Bunun üzerine cuntacılar bir tane daha helikopter getirtir. Dolayısıyla suikasta 4 değil 3 helikopterle gitmek zorunda kalırlar. Bir ara darbecilere “görev iptal” haberi gelir. Muhtemelen Cumhurbaşkanımızın CNN Türk’teki konuşmasından onun Marmaris’te olmadığını düşünürler fakat yaklaşık yarım saat sonra tekrar operasyon emri alırlar.

Hem iki pilotun uçmayı reddetmesinden hem de “görev iptal” emrinden sonra yaklaşık yarım saat beklemelerinden dolayı Marmaris’e varışlarında gecikme yaşanmıştır.  Suikast timindeki darbeci Tümgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ifadesinde: “3 helikopter bu iş için yeterliydi. Helikopterde beklerken yaklaşık yarım saat kaybettik. Yakıt konusunda bizi sıkıntıya sokan ana sebep bu oldu. Yarım saat kadar sonra Şükrü Binbaşı yeniden operasyona başlayacağımızı söyleyince havalandık. Şimdi düşündüğümde bir üst iradenin bizi orada kasıtlı olarak beklettiğini düşünüyorum. Zamanında yola çıksaydık hedefimizi bulacaktık.” Doğru söylüyordu. Cumhurbaşkanımız otelden ayrıldıktan yaklaşık 15 dakika sonra darbeciler otele baskın yapmıştı. Dedik ya; Allah’ın da bir planı vardı!

Yukarıda darbeci Tümgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’in “Yarım saat kadar sonra Şükrü Binbaşı yeniden operasyona başlayacağımızı söyleyince havalandık.” demesi belki dikkatinizden kaçmış olabilir. Operasyonun önce iptal olduğunu, sonra operasyonun yapılacağını söyleyen cuntacının rütbesi Binbaşı, onun sözleriyle hareket eden cuntacının rütbesi ise, Tümgeneral!

Bitti mi; Hayır.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde  görevli olduğu iddiasıyla ülkede hakkında ilk yakalama kararı verilen askerlerden  Bursa Jandarma Alay Komutanı Albay Yurdakul Akkuş'un 15 Temmuz gecesi 01.00'de  gözaltına alınması ve çantasında ele geçirilen "yeni devlet yapılanması"na  ilişkin doküman darbenin seyrini değiştiriyordu.

Makamında gözaltına alınan Akkuş,  yakalanacağını tahmin etmediği için darbe sonucu iş başına geçecek askerlerin  isimlerinin yer aldığı sıkıyönetim atama listeleri ile "yeni devlet  yapılanması"na ilişkin dokümanı imha etmemişti.  Akkuş'un çantasından çıkan dokümanda, sıkıyönetim sırasında başa  geçecek 81 il valisi askerler, THY Genel Müdürü, Ziraat ve Merkez bankalarının  genel müdürleri, darbecilerin yönetim planı şemaları, kritik komutanlıklar ve  ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarının başına geçecek isimlerin listesini yer alıyordu. Savcılık hemen bu isimler hakkında tutuklama kararı çıkararak darbenin seyrini değiştiriyordu. Dedik ya; Allah’ın da bir planı var!

Bitti mi; Hayır. Bir şey daha var!

Genelkurmay Başkanlığı’nı işgal eden FETÖ’cü hainler 16 Temmuz sabaha karşı darbenin başarısız olduğunu anlayınca arkalarında iz bırakmamak için Karargah’ta bulunan kamera kayıt sistemini tamamen imha etmişlerdi. Ama bir şeyi atlamışlardı. Kameraların yaklaşık yüzde onu IP kamera sistemiydi. Yani internet üzerinden kontrol edilebilen ve başka bir server’da kaydı tutulan kameraları atlamışlardı. Darbe sonrası medyada gördüğümüz kayıtlar da işte bu server’da kaydedilen görüntülerdi. Dedik ya; Allah’ın da bir planı vardı!


Konu : Gündem

Lisans : Yazaron Lisansı

04 Aralık 2016
1 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum