ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan
3 yıl önce

Ortadoğu'da İngiliz Oyunu

"Karda yürür izini belli etmez" diye çok güzel bir deyimimiz var. Ortadoğu'daki İngiliz oyununu bundan iyi tarif eden bir cümle olmaz.

Bugün Ortadoğu'da yaşanan acıların müsebbibinin sadece Amerika olduğunu düşünmek; gelecekteki İngiliz oyunlarına karşı kapılarımızı ardına kadar açmaktan başka bir şey değildir.

***

"Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir"

Böyle diyordu İngiliz devlet adamı Churchill. Bu cümleyi söylerken, Ortadoğu'daki kanlı senaryoların arka planını da açık ediyordu.

Orta Doğu’nun stratejik konumu sebebiyle İngiltere, Mısır öncelikli olmak üzere, 19. yy. başlarından itibaren bölgeyle yakından ilgilenmeye başladı.

İngiltere 1914’te 15.000 kişilik Hindistan İstila Gücü ile Basra’yı işgal ederek Basra Körfezi’ndeki petrolü güvencesi altına almak istemiştir.

***

Aslında asıl hedefleri Musul'dur. İngilizler, Arapları tahrik ederek, 1916’da çıkardıkları karışıklıklardan istifade ederek, Bağdat’a doğru ilerleyip 10 Şubat 1917’de Küt, 11 Martta Bağdat’ı ele geçirmişlerdir. Böylece İngiliz ordularına Musul yolu açılmış oldu.

İngiltere Musul'u ele geçirmek için öncelikle Kürtleri siyasallaştırmayı planlamıştır. Bu hayali gerçekleştirmek için 10 Ağustos 1920’deki Sevr Antlaşması’na bağımsız bir ‘Kürdistan’ kurulması yolunda bir hüküm konulmuştur.

Türkiye'yi Musul planının dışına itmek için, 1926 yılının Haziran ayında yapılan bir anlaşma ile Türkiye’nin Musul-Kerkük petrollerinden on yıllığına % 10 oranında pay alması kararlaştırılmıştır.

***

I. Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı idaresinden kopan Ortadoğu, İngiltere’nin etkin liderliğinde, İngiltere ve Fransa arasındapaylaştırıldı. Her iki devletin kontrolünde ve kendi çıkarlarına göre belirledikleri Orta Doğu’daki yeni devletler ve bu devletlerin petrole dayalı suni sınırların çizilmesi bölgede sonu gelmeyen karışıklıkları da beraberinde getirmiştir.

İngilizler, petrol yataklarını sömürmek için sonradan ortaya çıkardıkları devletçiklere cetvelle sınır çizerken, bölgede tedavisi mümkün olmayan yaralar açmıştır.

Sınırlar çizilirken hem etnik hem dini çatışmaların sonsuza kadar sürmesi planlanmıştır. Çizilen yeni sınırla Kürtler; Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarına bilinçli dağıtılmış, etnik çatışmanın önü açılmıştır. Aynı şekilde, Sunni ve Şii topluluklar da bu ülkelere pay edilerek mezhepsel çatışmaların fitili ateşlenmiştir.

***

Bugüne geldiğimiz zaman aynı planın uygulandığını görürüz fakat aydınlarımız Ortadoğu'daki istikrarsızlığın nedeni olarak Amerika, Fransa, Almanya, Rusya, İran, Suriye hatta Türkiye'yi suçlarken İngilizleri ağızlarına bile almıyorlar.

Oysa Ortadoğu'nun üst aklı hep İngiltere olmuştur.

Ortadoğu ve Kuzay Afrika'ya şöyle bir bakarsak İngiliz ajanların marifetiyle ülkelerin liderleri tek tek değişmiştir. Bu da nereden çıktı diyenlere sadece İngiliz operasyon kanalı BBC'nin yayınlarına göz atmalarını tavsiye ederim.

Bu değişimin nedenini ise şuan Suriye'de, Irak'da çok daha iyi anlıyoruz. Diktatör de olsalar, Kaddafi ve Saddam'ın ülkelerinin başında olduğunu, Mısır'da Mursi'ye darbe yapılmadığını düşünün. Bu üç lider Türkiye ve Katar'ın da desteğiyle Mezhepçi Esed'in mazlum Suriyelileri katletmesine izin verir miydi?

Önce hepsini yönetimden tek tek indirerek Türkiye'yi yanlızlaştırdılar. Sonra Gezi'den başlayarak aynı oyunu Erdoğan üzerine oynadılar. Yine nereden çıktı bu diyenler olursa, Gezi'den başlayarak Erdoğan düşmanlığı üzerine yayın yapan İngiliz BBC'nin yayınlarına bakmalarını tavsiye ederim.

***

Emellerine sadece Türkiye'de ulaşamadılar. Sürekli Türkiye'ye "bizimle iyi geçin, hiçbir şeye karışma, adeta sütünü iç yat" muamelesi yaptılar fakat Erdoğan'ın siyasi dehasına yenildiler.

Ortadoğu ve Türkiye'de İngiliz oyununu farketmez ve önlem almazsak yeni operasyonlar kapıda demektir.


Konu : tarih-araştırma

Lisans : Yazaron Lisansı

21 Ekim 2016
3 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum