ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

ŞEKERCİ SABRİ AMCA

Çanakkale kahramanı Koca Seyit’in köyünün bağlı olduğu on bin nüfuslu küçük bir ilçe Havran .

Bereketli zeytin ormanlarının kapladığı ovanın ortasında yazın sıcak , kışın ılıman , sıcak kanlı , sevecen insanların yaşadığı bu kasabada bir zamanlar kimler yaşamamış ki .

Gelip geçmişler …

Kasaba mezarlığı Anadolu’muzun en eski bekleme salonlarından .. Bu toprakların tapu senetleri onlar . Ne zaman çevre yolundan yaklaşsam gaz kesip , radyoyu kapatıp , fatihalar okuyarak bu eski misafirleri selamlayıp geçerim .

Komşumuz Macide Hanım anlatmıştı :

“ Havran’da oturduğumuz mahallede herkes birbirini tanır , komşular birbirini severdi . Bir , iki katlı , bahçeli evlerde yaşayan insanlar düğün , bayram ,kandil , seyran oldu mu hareketlenirler , o vakit hiç kimsenin yaşamadığı zannedilen sokaklar birden hareketlenirdi . Kimin çocuğu olmuş , kimin kızı evlenmiş , hangi delikanlı askere gitmiş , bunlar ninelerimizin , teyzelerimizin birinci meselesiydi . Dertlinin derdiyle ilgilenmek onlara kendi dertlerini , yorgunluklarını unuttururdu .

Biz çocuklar ekmek elden su gölden hayatın bütün kaygılarından uzak bambaşka bir oyun dünyasında yaşardık. Karnımızın acıktığını bile fark edemez , annelerimizin “ Haydi yemeğe “ haykırışıyla ayaklarımız sürüyerek kir pas içinde evin kapısından dalardık .

Beş taş , saklambaç , kör ebe , evcilik , oyun içinde oyun icat eder , bunun dışında her şeyi unuturduk ama komşumuz Sabri Amca’yı sokağın başında gördük mü bir asker gibi hepimiz toparlanır sıraya geçerdik . Çünkü Sabri Amca öyle isterdi . Onun cebinden çıkarıp kirli avuçlarımıza koyduğu şekerleri ağzımıza atarken teşekkür etmesini bile bilemezdik . Onun adını Şekerci Sabri Amca koymuştuk . Bizim hayal dünyamızı ancak onun sokak başında beliren varlığı bölebilirdi .

‘ Şekerci Sabri Amca geliyor ‘ diye birimiz bağırdı mı hemen oyunlar durur ve saf düzenine geçerdik . Hiç boş geçmezdi .

Bir gün olağan dışı bir hareketlilik ve bağrışmalar biz çocukların da ilgisini çekti . Merakla herkesin koşuştuğu yöne doğru fırladık . Dumanlar gökyüzünü kaplamış , insanlar ellerindeki kovalarla su taşıyorlar , yanan evin kapısından girmeye çalışıyorlar ama alevler cehennemi bir fırından fışkırır gibi insanların yüzünü yalıyor . Karşı duvarın dibinde dizleri üstüne tevekkül ederek çömelmiş Şekerci Sabri Amca , yorgun gözlerinden akan yaşları silerken bir şeyler mırıldanıyordu :

“ Bu da Allah’tan … Bu da Allah’tan .”

Komşuların çırpınmasına , itfaiyenin gayretine rağmen Sabri Amca’nın yanıp kül olan evinden bir çöp bile kurtarılamadı . Onları komşular misafir etti . Kısa sürede başka bir ev yaparak iğneden ipliğe tüm eşyalarını komşular düzdüler . “

Bayram ziyaretine gittiğimiz Macide Abla , “ Ne zaman şeker yesem Sabri Amca’ya rahmet okurum” diyor .

İnsanlar unutulmamak için piramitler , anıt mezarlar , heykeller yaptırıyor ama icabında bir küçük şeker bile insanların rahmetle anılmasına vesile teşkil edebiliyor .

Ben de hiç görmediğim fakat dinleyerek sevdiğim Şekerci Sabri Amca’ya rahmet okudum.

Bu da Allah’tan Sabri Amca ! Bu da Allah’tan …


Lisans : Yazaron Lisansı

06 Eylül 2016
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum