ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

İDLİPTE NE İŞİMİZ VAR

“Bizim İdlip’te ne işimiz var” sözünü sıkça tekrar edenlerin motivasyonlarını anlayan var mıdır bilmem ama “Doluya koysan almaz, boşa koysan dolmaz” diye bir söz var ya; işte öyle bir kısır döngü içerisindeler. Yalnız şu kadarını söyleyebilirim;

Bu tip vatandaşların coğrafya bilgileri çok ileri seviyededir. Mesela Antalya kıyılarında, Kaş’a yüzme mesafesindeki Meis adası onların gözünde Yunanistan’a daha yakındır. Ya da İdlip, Türkiye’ye çok uzakken Washington’a sınırdır. Öyle ki bu İdlip şehri aynı anda hem Moskova hem Paris hem de Londra ile sınırdaş ama Türkiye’den fersah fersah uzaktır. Tabii bu durumda da bizim Paris yakınlarındaki İdlip’ten uzak durmamız gerekmektedir…

Bu insanlar her şeye karşılar. Mesela Suriyelilerin ülkemize gelmesine karşılar ama gönderilmesine de karşılar. Terör eylemlerine karşılar ama bu eylemleri yapanlarla mücadele edilmesine de karşılar. PKK’ya karşıdırlar ama siyasi uzantısının liderinin tutuklanmasına da karşıdırlar…

Nisyan ile malul olan hafıza-i beşerin Ülkemizde uygulanan eğitim sisteminden sonra bu durumunu bile muhafaza edemediği ve yetişmekte olan nesillerin azımsanamayacak bir kısmının balık hafızalı insancıklar durumuna evrildiği görülüyor. Fulbright eğitim komisyonunca hazırlanan müfredatlarla devam eden bir eğitim, insanları fiziksel olmasa da zihinsel olarak evrimleştiriyor…

*Dün Kilis’e, Reyhanlı’ya düşen bombalara bakıp “Delikanlı Tayyip neredesin!” diyenler Afrin’e girince “Bizim Suriye’de ne işimiz var, biz işgalci miyiz?” diyorlar.

*Ülkemize sığınan mültecileri gönderme vaadiyle seçime girenler, mültecilerin gönderilmesi karşısında, insan olduklarını hatırlayıp “Bu insanlara yazık değil mi?” diye feryat ediyorlar.

*İdlip’te birikmiş dört milyon insanı terörist sayarken o insanların ülkemize sürülmesini engellemek için Harekât düzenleme kararı alanları “Bizi savaşa mı sokacaksınız?” diyerek suçluyorlar ve bunun gibi söylemler…

Bunları söyleyenlerin niyetlerini sorgulayacak değilim. Bunu sizin takdirinize bırakıyorum. Böyle insanlara ve talihsiz söylemlerine inananların içerisine düştükleri ironik durum için aynı şeyi söyleyemem. Üzülmemek elde değil. Eğer bir insan art niyetli veya balık hafızalı değilse bu kadar çelişki karşısında durup düşünmez mi?

….

Moskova’daki mutabakat ve ateşkese gelecek olursak. Bunun sürdürülebilir olduğuna inanmıyorum. Ama Rejim ve Rusya’nın bahanesi olan HTŞ unsurlarının temizlenmesi için zaman kazandırması açısından önemli bir gelişme olarak görülebilir. Çünkü Rusya, tıpkı İsrail’in Filistin’de yaptığı gibi bu unsurları bahane ederek yavaş yavaş muhalif bölgeleri ele geçiriyor. Ele geçirirken uyguladığı yöntem tıpkı Kırım ve Grozni’deki gibi. Sivil ayrımı gözetmeksizin şehirlerin üzerine bomba yağdırıyor ve halkı göçe zorluyor. Burada şöyle bir soru akla gelebilir; “İNSANSIZLAŞTIRILMIŞ BİR SURİYE KİMİN İŞİNE YARAR?”

Said Dayıoğlu


Konu : İNSANSIZLAŞTIRILMIŞ BİR SURİYE KİMİN İŞİNE YARAR

Lisans : Yazaron Lisansı

06 Mart 2020
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum