ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

İnsanoğlu yaşamı boyunca birçok nizada bulunur. Bunlar arasında gerekli olanlar kadar gereksizlerde kaimdir. Bu niza gerek fiili gerekse fikri şekilde vaki olabilir. Fikri olanı da en az fiili kadar tehlikelidir, parçalayıcıdır. Bugünlerde bunun en güncel misalini Osmanlı-Cumhuriyet ikileminde görürüz.

Gerek sosyal medyada gerek arkadaş ortamında gerekse aile/akraba ortamında bu niza daima kaimdir. Oysa bu düşünce farklılığı bizim inhilale gitmemizden başka bir şey değildir. Bu inhilal bizim millet olarak birlik ve beraberliğimizin tahrif olmasına sebebiyet vermektedir.

Oysa doğada tezatlıkların olması elzemdir. Çünkü doğa, tezatlıklarla mücehhezdir ve bunlarla muvazenededir. Gece ve gündüzün oluşumu, zıt mevsimlerin birbirini takip etmesi, aynı aileden insanların birbirinden tamamen farklı meşrebe sahip olması vb. binlercesi .. Hepsi zıtlıklarla ayakta durur. Fakat insanda meydana gelen bu zıtlık yani fıkır ayrılığı, nefsinde müdahalesi ile bir niza ortamına dönüşmekte..

Türk milletinin iki bin yıllık tarihinde on altı devleti yıkılmış, on yedincisini kurmaktan da beri durmamıştır. O on yedi devlet de tabi ki bazı şeyleri yıkmış, bazı şeyleri yeniden teessüs etmiş veya ikmal etmiştir. Her ne olursa olsun kurulan bu bütün devletler bizim mukadderatımızın bir parçası ve tecellisidir. Yanı hepsi yaşanması gerekip yaşanmıştır ve bu yaşanıp bitmiş olaylar neticesinde bizlerin fikri ayrılığa düşmesi normaldir. Çünkü herkesin meşrebi, yaşayışı ve öğrendikleri farklıdır. Ama bu ayrılıkla bizim, çeşitli düşünce/ ideolojilere iptilâ derecesinde bağlanıp birbirimize karşı kin ve nefret beslememiz beyhudedir. Bu durumdan ancak toplumsal tahrif vaki olur.

İlla ki herkesin bir düşüncesi olacak, muhabbet duyduğu kişi, kurum ve dönemler olacak ve insan bir tarafa meyledecek. Çünkü kalp rakiktir. Ama bu muhabbetinde bir adabı vardır. İşte bizler bu adabı kaybettik.

Bu bağlamda Cumhuriyet ile Osmanlı siyasi anlamda ayrılır. Bu ayrılma toplumsal ayrılmanın haklılığını ortaya koymaz. Biz cumhuriyeti olan ettiğimizde uzaydan insan ithal etmedik. Toplum, gene Osmanlı toplumuydu. Biz bu farklılığı abartarak iki farklı toplum meydana getirdik. Her iki tarafında kendi ideolojisine iptilâ derecesinde bağlanıp sadece kendi tarafını haklı görmesi, tarafların birbirine tehevvürle bakmasına yol açtı. Ve tehevvür neticesiyledir ki bizler ne kadar okursak okuyalım, öğrenirsek öğrenelim, bu ayrışmadan kopamıyoruz. Karşıt görüşlere sahip iki medeni insan olarak kalamıyoruz. En basit örneği olarak 3.havalimanına isim tartışmasında giriştiğimiz rekabet..

İslam’da toplumsal ayrışma yoktur. Bilâkis toplumun kenetlenmesine önem verilmiştir. Biz de İslami kabul etmişsek ayrışmamamız ve bur olmamız elzemdir. Bu ve buna benzer gerek fikri gerek fiili inhilal her dönemde mevcut olmuş ve İslam Peygamberinin buna sebebiyet vermemesi için birçok telkini olmuştur.

Dolayısıyla herhangi bir fiili veya fikri ayrılığın sebep olduğu toplumsal kutuplaşma büyük Türk ve İslam tarihinde kanıtlarıyla anlaşılmıştır ki , kutuplaşmadan bölünme doğar. Ve hiç bir inhilal, hiç bir kutuplaşma yoktur ki düşmanın ekmeğine yağ sürmesin..


Konu : OSMANLİ-CUMHURİYET NİZASI

Lisans : Yazaron Lisansı

27 Mayıs 2019
1 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum