ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

Söylediğin sözlerde, savunduğun düşüncelerde veya yazdığın yazılarda “ne" anlattığının öneminden çok “nasıl” anlattığın mühimdir. Çünkü nasıl anlattığınız daha çok alâka celb eder. Ele aldığınız en basit düşünceleri bile en içi boş, naçiz konuları bile büyük bir ustalıkla anlatmak sizin konuşmanızın, düşüncenizin – artık her neyse- daha da değerlenmesine yol açar. Bilâkis, en mühim konuları çok basit bir dille ve basit bir anlatımla ele alırsanız tabiri caizse edilen konuşmalar bir kulaktan girer ötekinden çıkar. Söylenenler birer yâve olarak kalır. Mühim olan hitabet ve inandırıcılık kabiliyetiyle dilini ve kalemini kuvvetlendirmektir. Tarihte buna benzer bir çok örnek bu yazıya referans teşkil eder.

Harb-i Umuminin önemli ismi Adolf Hitler, çok büyük hitabet yeteneği ve inandırıcılığı sayesinde büyük bir kitleyi etrafında toplayabilmiştir. O özelliği onu karizmatik bir lider yapıvermiştir. Yoksa esasında ressam olmak isteyen birinin bu denli yükselmesi nasıl mümkün olabilirdi? İsrail devletinin fikri ve gerçek kurucusu Theodor Herzl esasında bir gazeteci yazardır, politik aktivisttir. Siyonist teşkilatının kurucusu ve ilk başkanı olmuştur. Fikirleriyle, idealleriyle ve bunları ırkdaşlarına empoze etmesiyle bir kitle toplayabilmiş ve maalesef başarılı olmuştur. Burada verebileceğimiz en büyük örneklerden bir tanesi de şüphesiz İslam Peygamberidir. Hz Muhammed irşadı öyle mükemmel bir şekilde kişinin kulağına değil adeta kalbine işlemiştir ki sohbetine gelmeden önce öz kızını diri diri toprağa gömebilecek bir cani dahi, sohbetinden çıktıktan sonra karıncaya dahi basamayacak hâle gelmiştir.

Bu muayyen farkı günümüzde en çok medya sektöründe görürüz. Tv - gazete ve sosyal medyada karşılaştığımız haberler bazen öyle ustaca bir anlatımla ele alınmaktadır ki çok basit bir haber çok değerli gibi, hatta hiç olmamış bir olay da olmuş gibi anlatılmaktadır. Şüphesiz onlar kelimelerin mayasını iyi ayarlamaktadır.

Bunlardan ziyade bir değer artırıcı unsur daha vardır ki o da dilde alışılagelmiş kelimelerin yerine başka dildeki karşılıklarını kullanmaktır veya o kelimelerin bilimsel karşılıklarını kullanmaktır. Bu, insanlar arasında öyle dikkat çekici bir unsurdur ki eğer bir olayı anlatırken bilimsel kelimelerden veya Arapça – Osmanlıca kelimelerden örnekler kullanmanız size hemen bir entelektüel havası verir. Oysa tahayyül etmek ile hayal etmek arasına, intişar ile yayılma arasında, tekâmül ile gelişme arasında hiçbir anlam farkı yoktur. O şekilsel farklılık insanlar arasında bilgili , entelektüel görünmenize yol açar. Bir profesörün konuşmasını dinlerken veya yazısını okurken kullandığı kelimeler karşısında ‘ Profesördeki konuşmaya bak!” dememiz, gene bir edebiyatçının konuşmasını hayranlıkla dinlememiz hep bundan mütevellittir.

İşte bütün bunlar göstermektedir ki esas mesela dilin güçlü ve kaliteli kullanımındadır.


Konu : DİLİ USTACA KULLANMAK

Lisans : Yazaron Lisansı

20 Nisan 2019
1 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum