ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

OLASI İDLİP HAREKATI BİR MİLAT OLABİLİR Mİ?

OLASI İDLİP HAREKATI BİR MİLAT OLABİLİR Mİ?

Tarihte, Allah’ın azgın bir topluğu başka bir toplulukla cezalandırdığına dair birçok örnekler vardır. Eğer bu topluluk, inanan ama inancının gereğini yerine getirmeyen bir grupsa onların başına Hülagu gibi zalimleri musallat etmiştir. Eğer bu insanlar başka tanrılara inanan veya inançsız sapkınlardan oluşuyorsa ya başka bir sapkın güruhla ya da şehadete koşan mücahitler eliyle cezalandırmıştır. Konumuz olmadığı için başka tip cezalandırmalara girmeyeceğim.

Ümidimiz şu ki; bu günlerde İdlib özelinde kalkışacağımız harekât Allah’ın bizim elimizle oradaki zalimleri cezalandırması olacak. Bundan vazgeçip bize dokunmayan yılan bin yaşasın dersek “Allah korusun” bizde cezaya müstahak olabiliriz. Allah zalimlere ve buna ses çıkarmayanlara mühlet verir ama cezasız bırakmaz.

Üzerimizde fasılalarla devam eden yüz yıllık bir zulmün intikamını alma sorumluluğu var. Görünen o ki; Doğu Türkistan’dan Yemen’e, Suriye’den Bosna’ya, akıtılmış Müslüman kanlarının hesabını sormak bize düşüyor. Çünkü İslam dünyası gözünü çevirmiş bize bakıyor. Liderlik etmemizi ve yeniden dirilişi başlatmamızı istiyor. İslam aleminin, yüzleştiği ikinci medeniyet krizinden çıkışın bizim elimizle olacağına inanıyor. Buna yalnızca mazlumlar değil zalimler de inanmış olmalı ki etrafımızı kan gölüne çevirip kapımıza kadar dayandılar. Diriliş ateşini büyümeden söndürmek istiyorlar…

Durağan olan kaybetmeye mahkumdur. Nasıl ki bir sporcu antrenmanlar yaparak kondisyonunu artırmak zorundaysa Müslümanım diyen bizler de ibadetlerimizle, okuduğumuz kitaplarla, yaptığımız araştırmalarla kendimizi dinç tutmalıyız. Durgun bir göl mü, gürül gürül akan bir dere mi içilecek kalitede su bulundurur. Bir günü diğerine eşit olan zarardadır buyrulmuşken televizyon başında dizi izleyip uyuklamak bize yakışır mı? Kaldı ki dizilerin birçoğu bilinç altı mesajlarla ahlaki çöküntüye sebebiyet vermekte…

Savaş çığırtkanlığı mı yapıyorsun diyenler çıkabilir. Biz de deriz ki kapımıza kadar gelip bizi tehdit edenlere eyvallah mı diyeceğiz? Aynı inancı paylaştığımız insanlara çoluk çocuk demeden katliam yapılmasını mı seyredeceğiz. Sınırımızın dibinde, ileride bize dokunması kesin olan bir oluşuma göz mü yumacağız…

Tarihin bize yüklediği bir misyon var; MAZLUMA HAMİ OLUP ZALİME HADDİNİ BİLDİRMEK. Bundan vazgeçtiğimiz ya da tembellik edip ertelediğimiz zaman başımıza gelenleri hatırlayın. Bugün için bize düşen muhalif olsak da girişeceğimiz bir harekatta devletin ardında durup birlik olmaktır. Çünkü daha dün mutabakatlar yaptığımız devletler yanı başımızdaki yangını bize ulaştırmak için harekete geçtiler…

Tam burada şu soru akla gelebilir; peki niye bu vatandaşlarla mutabakat yaptık? ZAMAN KAZANMAK İÇİN. Yüz yıl geriden takip ettiğimiz teknoloji yarışında arayı kapatmak için.

Başa dönecek olursak durağan değil aktif olmak zorundayız. “En iyi savunma hücumdur” sözünden hareketle bize yapılan saldırıların misliyle karşılık vermeliyiz. Elde kılıç hücum etmeyeceğiz tabii ama içlerine salık vereceğimiz çeşitli korkularla yüzleşmelerini sağlayacağız. Fatih döneminde bu yapılmıştı. Kimi papaz kimi tüccar kılığındaki fedailerimiz, Avrupalıları bizi bırakıp birbirleriyle savaştıracak hale getirmişti. Yani düşmanı düşmana kırdırmıştı. Bence bu metot, günümüz için de uygulanması gerekenler arasında ilk sıradaki yerini korumalı…

Said Dayıoğlu


Konu : İKİ GÜNÜ BİRBİRİNE EŞİT OLAN ZARARDADIR

Lisans : Yazaron Lisansı

23 Şubat 2020
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum