ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

KÖPRÜ GEÇİŞLERİ RANT MI ELDE EDİLİYOR?

Tarafsız ve insaflı bir bakış, bizi yönlendirmelerden, bakarkör olmaktan veya kolaycılıktan kurtaracak en önemli argümanların başında gelir. Elimizde yeterli done olmadan, yanlı olduğu sağır sultan dahil herkes tarafından bilinen yayın organlarının sözüm ona haberleriyle galeyana geliyorsak kimse kusura bakmasın biz kolaycılığa kaçan ve mankurtlaştırılmış bir kitleden başka bir şey değiliz.

Sosyal medya ve dahil edildiğim bazı whatsapp ve BİP gruplarında yapılan yorumlar tamda bu minvalde. Neymiş efendim milletin parası rantçılara peşkeş çekiliyormuş! Bu noktada hakları yok diyemem çünkü bahsi geçen köprülerdeki geçiş ücretleri olması gerekenden fazla. Lakin meseleye insaflı yaklaşıp etraflıca incelemeden darağacı kurmak, yangına benzin dökmekten farksız olmaz mı? Herkesin malumu olduğu üzere; Dünya yürürken biz doksan yıl boyunca oturduk ve ülke olarak son 10 yıldır, aman biz ne yaptık diyerek depara kalktık. Böyle bir durumda, yakalanması amaçlanan seviye için aciliyet gerektiren bazı konularda eksiklikler olması normal değil midir.

Mesela bir aile düşünelim; evin reisi memur ve geliri belli. Yapacağı tasarruf ne kadar olursa olsun giderleri düştükten sonra biriktireceği para bir daire almaya ancak yetiyor. Peki, bu vatandaş ne yapsın. Ev almak isterken arabaya ve daha başka şeylere de ihtiyacı var. Vatandaş düşünüyor ve tutup araba alıyor, kalan parasını peşinat verip üzerine de kredi çekerek ev alıyor. Biz bu adama neden böyle yaptın, çocuklarının rızkını bankalara mı yedireceksin diyebilir miyiz? Hâlbuki adam 200 bin olarak çektiği krediye 350 belki de daha fazla para ödeyecek. Ama kiraya vereceği ücret krediye gittiği için belli bir zaman sonra ev sahibi olacak.

Bu tekil örnek devlet içinde geçerlidir. Düşününce sınırları petrol ve enerji kaynaklarının dışında tutulmuş, teknoloji üretmesinin de önüne geçilmiş bir ülkeyiz ve nüfusumuz 90 milyona yaklaşıyor. Devlet gelir kaynakları bakımından kısıtlı imkânlara sahip ama giderleri her geçen gün artıyor. Mesela sadece emekli sayımız bile batmış bir ülke olan Yunanistan’ın nüfusuna denk. Bırakın bu emeklilere verdiğimiz maaşı, hastane ve ilaç giderleri bile Bulgaristan’ın gayrisafi milli hasılasına denk. Diğer giderler ve bekleyen yatırımları saymıyorum bile. Böyle bir durumda devlet acil ihtiyaç ve yatırımları özel sektör eliyle yapmışsa bu o devleti alkışlamayı gerektirmez mi? Ama biz ne yapıyoruz; insafsızca ve yapıcı olmaktan uzak eleştirilerle o devleti yıpratmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyoruz. Demezler mi adama; be kardeşim, 90 yılda putperest ülkeleri bile katlayan sayıda yapılan heykellere trilyonlar ödenirken neredeydin diye.

Elbette yanlışlar ve eksiklikler var ama insaflı bakılınca bardağın dolu tarafı daha fazla olduğu görülüyor. Devlet gelir kaynaklarını çeşitlendirmek için son on yılda boyunu aşan atılım ve projeler üretiyor. Bunun için özel sektörden yardım almış çok mu? Mesela Üçüncü hava limanı; Tam manasıyla hizmete geçtiğinde yıllık 20 milyar dolardan ziyade gelir getirecek bir proje. Tanap; bitti ve senelik 4 milyar getirisi olacak. Kanal İstanbul; montrö sözleşmesiyle pasivize edilen haklarımızı etrafından dolanmak suretile yeniden alacağız ve yıllık 8 milyar getirisi olacak. Bu ve benzeri projelerden elde edilecek gelir için %10 kârla yapılacak bir ticarette 500 milyardan daha fazla ihracat yapmak gerekir. Peki, bizim geçen seneki ihracat rakamımız neydi: 155 milyar. Varın gerisini siz düşünün. Biz sadece vergi geliriyle ayakta kalmaya çalışan devletten gelir çeşitliliği olan devlete geçiyoruz ve elbette bunun sancıları olacak. Aynı şekilde gider kalemlerinin de azaltılması için çalışmalar var. Mesela yapılmakta olan nükleer santraller ile doğalgaza ödediğimiz 30 milyar dolardan kurtulacağız. Bilmem kaç tane doğalgaz çevrim santralinin ürettiği elektriği iki nükleer santralle karşılayacağız. Burada bunlara benzer nice proje ve yatırım sayarım ama zannımca yeterli.

Köprülerle alakalı bir konuya daha değinelim. Mesela üçüncü köprü; bu yapılırken etrafındaki taşınmazların değeri artmadı mı? Ulaşım çeşitlendirilmedi mi? yapımı için beton santrallerinden tutun demir fabrikalarına kadar birçok fabrika mesai yaparak çalışmadı mı? İnşaatta birçok mühendis ve işçi çalışmadı mı? Buralardan gelen satışlardan devlet vergi almadı mı? Fabrikalarda ve inşaatta çalışan işçiler aldıkları paraları Mars gezegeninde mi harcadılar? O işçi ve çalışanların alışverişiyle ekonomiye katkısı olmadı mı? vs vs… demem o ki bu projeler çoktan kârlı bir duruma geçti. Ama 15 yıl işletim hakkı özel şirketlerde diyenler var. Be kardeşim sen olsan kâr etmeyeceğin bir işe milyarlar yatırır mısın?

Said Dayıoğlu


Konu : KÖPRÜ GEÇİŞLERİNDE RANT MI VAR?

Lisans : Yazaron Lisansı

02 Ocak 2019
1 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum