ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

Kent Ormanları

19 Mayıs Perşembe sabahı arkadaşlarla kursta buluştuk. Çok güzel bir gün, bizi bekliyordu, fakat havaların bir yağmurlu olması, bir güneşli olması kafamızı karıştırıyordu.

Servis gelince, soluğu yolda aldık. Yarım saat sonra, yeşilliğin göz kamaştırdığı Kent Ormanlarına gelmiştik. Orada ilk önce bir göletle karşılaştık, etrafında insanlar vardı, yani bizden başka pikniğe gelenler de vardı. Biz, piknik yeri olarak, seyir kulesinin yanını tercih ettik. Ben, Kent Ormanlarına, ilk defa 30 Ağustos 2006’da, yine bu şekilde, kursla birlikte gelmiştim. Bu benim 2. gelişim oluyor.

Yeşilliğin arasında güzel bir kahvaltı yapıyorduk, oradaki tertemiz hava ise fark edilmeyecek cinsten değildi. Yeşillik gözümü kamaştırmış olmalı ki, gözüm sürekli, adeta bana; bizi izle ve tefekkür et, diyen çam ağaçlarının üzerindeydi. Sabah hava güneşliydi, sevinmiştik. Ama gelin görün ki yağmur yüklü bulutlar sevincimizi kursağımızda bırakıyordu. Ve yağmur, ara sıra bizi, hafiften yokluyordu.

Seyir kulesine çıktığınız zaman, her tarafın çam ağaçlarıyla dolu olduğunu görüyorsunuz, ve çam ağaçlarıyla birlikte yeşilliğin hakim olduğunu. İnsan ister istemez içindeki çocuğu susturamıyor ve kendisini, çam ağaçlarının arasında, koşarken buluyor.

Öğlene doğru, bir grup arkadaşla birlikte, göletin bulunduğu tarafa doğru yürümeye başlıyorduk, tabii ki benimkine yürüme denirse. Yürümüyor, koşuyordum, hatta uçuyordum. Gölete yaklaştıktan sonra, tek tük çam ağaçlarıyla karşılaşıyorduk. Daha sonra karşınıza, ufak tefek kayaların bulunduğu, yeşil bir alan çıkıyordu. Karşımıza çıkan yeşil alanda, kendimi tutamayıp olanca hızımla, gölete doğru koşmaya başlıyordum, sanki kuş olmuş, uçuyordum. Özğürlüğe doğru kanat çırpan bir kuş gibiydim.

Arkadaşlarla birlikte gölete gelmiştik, bizi burada, yaklaşık yarım saat süren bir yağmur yakaladı, Allah’tan yakınlarda mescid vardı da, oraya kaçmıştık. Seyir kulesinin yanındaki arkadaşlar da otobüse binmişler, yağmurdan korunmak için. Yağmur bittikten sonra, hava açılmış, güneş yüzünü göstermişti. Arkadaşlar mescidde otururken, ben de çocuklarla birlikte çevreyi keşfe çıkıyordum. Gerçekten, insan ruhunun huzur bulduğu, harika manzaralar vardı. Çocuklar da benim gibi fotoğraf ilgilileri olduğu için, fotoğraf konusunda sıkıntı çekmedim. Sonra seyir kulesine geri döndük. Geri dönerken ben, çocuklarla birlikte, ormana daldım ve bütün stresimi çam ağaçlarının arasına bırakmıştım. Yürümeyip sürekli koştuğum için yorulmuştum. Bu yorgunluk da, doğayla baş başa kalmanın tatlı bir yorğunluğu olsa gerek.

Pikniğin sonrası ise ip atlamak, yakan top oynamak, kısa yürüyüş yapmak ve seyir kulesinden etrafı seyretmek gibi faaliyetlerle geçiyordu. Hepsi ama hepsi harikaydı.

Dönüş vakti geldi, ara sıra yağmur bizi yoklasada, harika bir gün geçirdik ve ruhumuzun yükünü kent ormanlarında bıraktık. Az da olsa, yağmurda ıslanmanın güzelliğini de yaşamış olduk. Konya’ya geldiğimizde yağmur yağıyordu ve biz Kent Ormanlarındayken Konya’ya çok yağmur yağmış, hatta Zekiye hocamızı aramışlar, Kent Ormanlarında yağmur var mı, diye. Allah’tan pikniğimizi olumsuz yönde etkileyecek derecede yağmur yağmadı, ama az da olsa yağmur yağdı, o da o kadar etkili değildi.

DEĞİŞİKLİKTE FERAHLIK VARDIR…

SÜNDÜS KOÇ – KONYA

22.05.2011 - PAZAR


Konu : Kent Ormanları

Lisans : Yazaron Lisansı

28 Şubat 2018
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum