ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

--İSLAMA GÖRE DEVLET YÖNETİLİR Mİ..??

İran devriminden önce 1978 yılında Pakistan’da İslam inkılabı için yürüyüşler başladı. Pakistan halkı artık İslam’ın yasalarıyla ülkenin yönetilmesini istiyordu. Pakistan’ın Amerikan güdümlü lideri Zülfikar Ali Butto, halka karşı çıkıyor. Her türlü baskıyı uyguluyordu. Ama Pakistan halkı korkup gerileyeceğine iyice bileniyor. Butto’ya karşı topyekûn harekâta geçiyordu. Butto düştü düşecek, Amerika düğmeye bastı, diğer adamı Ziya Ül Hak’ka anında darbe yaptırdı.

Neden?

Çünkü Amerika İran’da da benzeri kıpırdanmaları hissediyor. İktidar halkların eline geçerse İran Pakistan bir olur, Müslümanlar çok güçlenirdi. Onun için hemen Ziya’ya dar-be yaptırarak ipleri elinde aldı. Çünkü CENTO nedeniyle Pakistan Askeri Amerika’nın güdümündeydi. Zaya Ül Hak, halkın huzuruna çıkarak sordu.

Ne istiyorsunuz?

Halk cevap verdi. “İslam’ın yasalarıyla yönetilmek istiyoruz”

Ziya Ül Hak; “Tamam öyleyse şeriat-ı ilan ediyorum. Ama ben askerim İslam’ın yasalarını bilmem. Hangi yasaları uygulayacağımı bana bildirecek bir meclis oluşturun”

Devrim için harekete geçen halkın liderleri hemen bir şeriat meclisi oluşturdular. Amaçları uygulanacak şeriat yasalarını belirlemektir. Meclis bu çalışmaları yaparken Ziya Ül Hak eski yasalarla ülkeyi yönetmekte, Amerika ile işlerini sıkı fıkı sürdürmekteydi.

Peki, Pakistan’daki şeriat meclisi ne oldu?

Pakistan şeriat meclisi uygulanacak İslam yasalarını belirleyebildi mi?

Elbette hayır!

Neden?

Her yerde olduğu gibi Müslümanlar şeriat nedir bilmiyorlardı. Bir nostalji olarak şeriat istiyorlar. Devletin İslam’la yönetilmesi gerektiğine inanıyorlar. Ama devlet İslam ile nasıl yönetilir? Yasalar nasıl olur? Bilmiyorlardı. Ütopik bir istek vardı ortada. Müslümanlar şeriatçıydı ama şeriatı nedir bilmiyorlardı. Belki İslam düşmanları şeriatın ne olduğunu Müslümanlardan daha iyi biliyorlardı. Dolayısıyla Müslümanlar ütopik bir şeriat isteniyordu.

Meclis çalışmalarını sürdürdü. Mecliste günlerce lüzumsuz tartışmalar yapıldı. Hırsızın elini keselim mi kesmeyelim mi? Keseceksek hangi hallerde keseriz? Diyelim ki hırsızın elini kestik, elini geri verecek miyiz? Diyelim ki verdik gidip doktora diktirmez mi? Tartış babam tartış. Sadece hırsızlık mı? Hemen her konuda…

Türkiye’den paha biçin. Bir gün generalin biri darbe yapsa ve dese ki; ben şeriat-ı ilan ettim. Ey Türkiye’de yaşayan Müslümanlar! Ey cemaatler, dernekler, tarikatlar, akademisyenler, profesörler, doçentler, Müslüman fikir adamları, siyasetçiler; bana uygulayacağım İslam yasalarını (şeriatını) getirin. Bunun için bir meclis oluşturun. Toplumdaki bütün Müslüman gruplar katılsın. Böylece toplu mutabakat sağlansın dese; böyle bir meclisten İslam yasaları çıkar mı?

Güldünüz değil mi?

Biliyorum içinizden çıkmaz diyorsunuz. Haklısınız. Görünen köy kılavuz istemez. Çıkmaz tabi. Hangi cemaat, hangi grup, hangi profesör, hangi doçent, hangi tarikat, hangi fikir adamı, hangi siyasetçi gerçekten şeriat nedir biliyor? Daha iki Müslüman bir araya gelip anlaşamıyorken onlar mecliste şeriat üzerine mi anlaşacaklar? Laf ola beri gele…

İşte! Pakistan’da da bir araya gelemediler. Çünkü bizden hiçbir farkları yoktu. Mezhebi anlayışların, cemaatlerin, tarikatların, akademisyenlerin, siyasetçilerin, fikir adamların çatırtısında patırtısında boğuluyorlardı.

Hani; Ziya Ül Hak’kın bir hile, bir oyun olarak milletin gazını almak için şeriat ilan etmesi bir yana, gerçekten Pakistan şeriat meclisi uygulanacak İslam yasalarını (şeriatını) belirleyip Ziya Ül Hak’ka sunsaydı, Ziya kabul edecek miydi? Elbette hayır! Ha… Belki kabul ederdi. Amerika kabul ederse… Çünkü Amerika’nın tek derdi, ülkelerin kendine bağlı olması, devletlerin rejimleri, uygulanan yasalar değil. Buna rağmen Amerika ellik kere düşünür, Pakistan’da şeriat uygulamasına izni öyle verirdi. Gereken teminatları alır öyle verirdi. Değilse; darbe üstüne darbeler gelirdi. Fakat buna gerek kalmadı. Çünkü yıllarca Pakistan şeriat meclisi şeriatı yapamayınca bir gün Ziya dedi ki:

“Kusura bakmayın sizin bana getireceğiniz şeriat yasası falan yok. Sizden bir cacık olmaz. En iyisi ben kendi işime bakayım. Sizin meclis kavga etmekten başka işe yaramıyor. Hadi bakalım dağılın, kendi işinize bakın. Önce adam olun gelin”

Aldın mı paparayı?

Bu durum Türkiye’deki Müslümanlara ders olur mu?

Valla orasını bilmem. Ama İslam’a göre nasıl devlet oluşur? İslam’ın yasalarıyla devlet nasıl yönetilir? İslam’ın devlet, toplum yasaları nedir? İslam hukuku denilen şey ne menem şeydir? Bu konularda Türkiyeli Müslümanların ne ciddi sorguları, ne ciddi sorunları, ne ciddi bilgileri, ne de ciddi hazırlıkları var.

Türkiyeli Müslümanlar da, Pakistanlı kardeşleri gibi nostaljiye da-yalı bir istekle şeriat isteriz. Şeriatla yönetilmek istiyoruz diye kalgıyıp duruyorlar. Ama gerçekte bu halleriyle bir cacık olmazlar.

Sakın bu sözlerimi hakaret saymayın. Bir Müslüman olarak bu yapının içinde ben de varım. Ama görünen köy kılavuz istemiyor.

Bizim Müslümanlarımız, mesela diyelim ki; otuz kişi bir yerde toplandı. Ki; bunlar bir araya gelip görüşme niyetinde olanlar. Değilse, tarikatçılarla tarikat karşıtları, mezhepçilerle mezhep karşıtları, cemaatçilerle cemaat karşıtları zaten bir araya gelmez. Kur’an’ı anlayacağız, Kur’an yasalarıyla ülkeyi yönetmeye talip olacağız diyenlerden söz ediyorum. İşte bunlardan diyelim ki otuz kişi bir araya geldi. Sohbete başladılar. İlk on beş dakika da en az üç grup olurlar. İlk yarım saatte gruplaşma beşe çıkar. Bir saatte gruplaşma ona çıkar. Görüşme iki saate çıkarsa kavga başlar. Sonra bir daha birbiriyle görüşmez. Selamı sabahı keserler.

Vallahi kardeşim. Pakistan’daki şeriat ilanı Pakistan’a ders olmadı ki bize ders olsun!

Gelenekten kurtulmanın cabası

ile düşüncelerim.

3-11-2018 cumartesi

Saygılarımla.


Konu : İSLAMİ KURALLAR İLE DEVLET YÖNETİLİR Mİ?

Lisans : Yazaron Lisansı

03 Kasım 2018
2 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
2 yorum

Kerem Çalışkan 2 hafta önce

Türkiye' nin geçmişten gelen bir alt yapısı var. Bunu da göz önünde bulundurmak gerek.


Nazif Çalıkoğlu 2 hafta önce

Teşekkürler Kerem Çalışkan bey. saygılar