ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

İNSAN HAKLARININ BİLANÇOSU

İnsanlar doğar, büyür ve ölürler; ama insanlar hak ettikleri gibi doğup, büyüyüp gene hak ettikleri gibi ölmelidirler. Bu işin normatif kısmı, ya gerçekte olanlar?

2009 yılının haberine göre 1989 yılından beri yani 20 yıl içinde İsrailli İnsan Hakları Örgütü B’tselem’in İsrail Filistin çatışmasında 7398 Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirtti. Bu sayının içindeki çocuk sayısı 1537.. Gene bu yıllar içinde 4300 Filistinli evi yıkıldı. 2017 yılında ‘’Parçalanmış Yaşamlar:50 yıllık İşgal 1967-2017 ‘’ adlı raporda sadece 2016 yılında 1094 binanın İsrailliler tarafından yıkıldığı bilgisi veriliyor. Bu tarihlerde Trump: Barışın sağlanması için çalışıyorum ifadesini kullanıyor.

Yemen’de 2015 Mart ayında başlayan çatışmalar bir iç savaş doğurdu. İngiltere menşeili Save the Children ( Çocukları Koruyun ) Örgütü 2018 yılındaki raporunda 3 yıldır süren savaşta yetersiz beslenme sebebiyle ölen 5 yaş altındaki çocukların sayısının 84 bin 700olduğunu açıkladı. ( BBC News, 21 Kasım 2018 )

Gene BBC raporuna göre 2011 Mart ayında başlayan Suriye savaşında ölen kişi sayısı 353 bin 900, kaybolan ve öldüğü sanılan kişi sayısı 56 bin 900, öldüğü belgelenemeyen kişi sayısı 100 bin, Türkiye’ye gelen kişi sayısı 3 milyon 644 bin. Daha tecavüze uğrayan kadın sayısını söylemiyoruz bile..

Sabah gazetesinin 08.09.2011 tarihindeki haberinde17 Şubat 2011 den beri yani 6 ayda Libya’da 30 bin kişinin öldüğü söyleniyor. 4 bin kişinin de halen kayıp olduğu biliniyor.

Mısır da 2019 Şubatında asılan 9 hafız gencin –ve bunların ikisi de seyyid- yediği 20 yıllık elektriği ve bir o kadar işkenceyi saymıyoruz bile..

Aslında bilanço bu kadarla sınırlı değil, daha da kabarık ve bu bilançonun gerçek rakamlarını versek ve gelirler-giderler kalemini çıkarsak ortaya dünyanın en büyük insan hakları belgesi (!) ortaya çıkar..

Global Research Thingin Center yani Küresel Araştırma Düşünce Merkezi Genel Başkanı Mustafa Özsay’ın şu sözü burada dikkat çekici: ‘’Suriyeli insanlar, çocuklar denizde karaya vururken bir insan haklarından bahsedemeyiz. En temelde yaşam hakkı olan insan hakkını sağlayamayan bir dünyanın insan haklarından bahsetmesi büyük utanmazlık. ‘’

Hal böyleyken bizim mevcut durumda inşa hakları alanında yapılan teorik ve felsefik çalışmaların hacmine kanıp onlarla yetinmemiz, o değerlerin kâğıt üzerinden çıkartılıp gerçek hayata uygulanması için hiçbir çaba sarf etmememiz bizim aslında ne kadar biçare olduğumuzun bir aşka ifadesidir.

Bu katliamlar karşısında üç maymunu oynamamız biçareliğin ayrı bir tezahürüdür. Evet, en büyük problemimiz bu. Ben şuan ki durumumuzu modern üç maymun olarak adlandırıyorum. Klasik iç maymun herkesin bildiği gibi görmedim duymadım bilmiyorumdur. Şuan geçerli olansa görmek istemiyorum, duymak istemiyorum, bilmek istemiyorum... Çünkü teknoloji ve haberleşme o kadar ilerledi ki dünya neredeyse küçük bir köy haline geldi. Bir köyün diğer ucunda olan olaydan bir başkasının çok rahat haberi olur, olmalı..

Bu, Yemen’de ölen çocuklar yarın divanda: Biz açlıktan can çekişirken bu insanlar dilediğince yedi, içti ve benim daha adını bilmeyip tadını tadamadığım yiyecekleri hunharca çöplere attı dediklerinde hangi birimiz cevap verebileceğiz?

80 bin kişinin öldürüldüğü haberi kendisine ulaşınca üzüntüden felç geçiren bir dedenin torunları, bizim evlerimiz bombalandığında hanginizin yatağında uykusu kaçtı? Diye sorduklarında hangi birimiz cevap verebileceğiz.

Hiç birimiz… İşte bu bilanço bizim insanlığımızın nasıl mükemmel (!) olduğunun en bariz belgesi kalacaktır.


Konu : İNSAN HAKLARININ BİLANÇOSU

Lisans : Yazaron Lisansı

18 Mart 2019
4 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum