ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

ERDOĞAN ÜLKEYİ SATAN BİR HAİN Mİ?

İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ, ERDOĞAN ÜLKEYİ SATAN BİR HAİN Mİ?

Diyorlar ki neden çoğu zaman yazılarında Erdoğan’ın doğru yanlarını ön plana çıkarıyorsun? Bu adamın hiç mi yanlışı yok? Mesela ülkenin tüm fabrika ve KİT’lerini o satmadı mı? Dün Fetö ile, HDP ile beraber değil miydi? Amerika ve İsrail ile ortak çalışıyor hatta ben BOP eş başkanıyım diyerek bunu dillendirmiyor muydu?... Bir kısmı da şöyle söylüyor; ülkede birçok kişi dolar yükseliyor bahanesiyle işten atıldı ama galiba senin tuzun kuru ki ısrarla böyle yazılar yazıyorsun…

Öncelikle şunu söylemeliyim Ağustos’ta başlayıp halen devam etmekte olan ekonomik saldırılardan çalıştığım şirket de diğer birçok firma gibi olumsuz yönde etkilenip zora girdi ve netice olarak ben dahil birçok mesai arkadaşım işsiz kaldı. Uzun lafın kısası yaklaşık dört aydır işsizim ama bu durum beni ülkeme, milletime ve devletime küstürmez, küstüremez!...

Yukarıdaki itham ya da soruların cevabını ararken biz de şöyle birkaç soruyla konuya girizgâh yapalım;

*Erdoğan seçildiği ilk yıllarda Avrupa ve Amerika’yla dost görünüp Avrupa birliğine girmek için çalışıyor görünmeseydi ya da yukarıdaki sorulardan biri olan B.O.P eş başkanlığını üstlendim demeseydi, o dönem için 28 Şubatçı hükumetlerce şefkatli kollarına bırakılıp göbek bağıyla bağlandığımız IMF ve para baronları, Erbakan gibi Erdoğan’ı da anında indirmezler miydi?

*Nedim Şener’in de dediği gibi devlet kurumlarının tamamını içeri sızdırdığı adamları vasıtasıyla adeta işgal etmiş ve aslında devlet içinde devlet olan Fetö’ye, sureta destek veriyormuş gibi gözükmese ve 2010’dan sonra dillendirdiği gibi paralel olmakla suçlasaydı Özal gibi zehirlenip Erbakan’a yapıldığı gibi akla gelmeyecek oyun ve karalamalarla itibar suikastına uğratılarak alaşağı edilmez miydi?

*Yıllarca aşağılanarak ötekileştirilen ve PKK’nın kucağına itilen Kürt halkı, çözüm süreciyle devletin şefkatini ve Terör örgütünün bunu nasıl suiistimal ettiğini görmeseydi bugünkü manada devlete bağlılıkları sağlanabilir miydi? Ki o döneme kadar, gece PKK’ya erzak vermek zorunda kalıyor, sabah ise yardım ve yataklıktan suçlanarak ya dayak yiyor ya da tutuklanıyordu. Erzak vermese ölecek verse tutuklanacak… hasılı Kürt halkına PKK’nın gerçek yüzü gösterilmeseydi o bölgede otorite tesis edilse bile huzur ortamı sağlanabilir miydi?

*O dönem çıkıp “one minute” deseydi; ilk İsrail cumhur başkanının, İsrail’le birlikte iki Yahudi devletinden biri olduğunu söylediği ya da Yahudi cenneti olarak kabul edilen ülkemizde anında makamından indirilmez miydi?

*Devletin sırtında kambur olan ve statükonun arka bahçesi gibi kullandığı KİT’leri özelleştirmeseydi devletin borç yükünü azaltabilir miydi? Ki o işletme ve fabrikalar üç kişinin çalışması gereken yere yüz kişi istihdam edilerek asalaklar için birer çiftlik haline dönüştürülmemiş miydi? O çalışanların birçoğu sadece bankamatik çalışanı değil miydi? Zaten onun için özelleştirmeler yapılırken buna karşı çıkıp “TAYYİP ÜLKEYİ SATIYOR, TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK” sloganları atmıyorlar mıydı?...

Devlet başkanları ve siyasiler de birer insan olduğuna göre tüm insanlar gibi nisyan ve hata ile maluldürler. Bir farkla ki insanların hataları kısmi bir etkiye sahipken rütbesine göre siyasilerin hataları daha geniş etkiler oluşturur. Burada bizlere düşen gördüğümüz hataları “yapıcı olmak kaydı şartıyla” eleştirip doğruları desteklemektir. Lâkin seçim döneminde olduğumuz ve bu seçimlerin mahalli seçimlerin ötesinde bir beka seçimi olduğuna inandığımız için eleştirilerimizi ileri zamanlara bırakıyoruz. Elbette onunda zamanı gelecek. Şu kritik dönemde eleştiriler ertelenmeli ki bir kişi bile olsa bizim sebebiyetimizle yerli ve milli olana kızıp yerel yönetimlerin her kademesine namzet gösterilen terör artığı adayları desteklemesin. Bu gerçekleşse ne olacak denilebilir. Belki bir şey olmaz ama çukur eylemlerinde verilen şehitler ve harcanan onca maddi ve manevi değer göz önüne alındığında bu riski göze almanın ne kadar ahmakça bir davranış olduğu açıkça görülebilir. Akıllı insan aynı hataya iki kere düşmez. Biz bu filmi görmüştük demenin ve onca zaman ve emek kaybının yaşanmasına sebep olmanın akılla izahı mümkün değildir. Yerel yönetimlerin kitlesel eylemlerdeki olumlu ya da olumsuz etkisi yadsınamaz. Çukur eylemlerinde yerel yönetimlerin sağladığı araç gereçlerin etkisini herkes gördü…

Geçmişle günümüzü, günümüzle geleceğimizi bir arada düşünüp değerlendirdiğimiz ölçüde başarılarımız artacaktır. Dün bir buzdolabı alabilmek için kaç kefil götürüp kaç senet imzaladığını unutan vatandaş, bugün domatesin fiyatı yükseldi diye size oy moy yok diyorsa; o vatandaş emperyalizmin istediği insan modeli olmaya başlamış demektir. Bize düşen, bu insanların düştüğü yanlıştan dolayı önce kendimizi sorgulamak ve sonrasında da onu düştüğü yanlıştan geri çevirmenin yollarını aramaktır. Çünkü kâinat boşluğu affetmez. Bir yerde bir boşluk oluşmuşsa orası mutlaka başka bir şeyle doldurulur. Bu sebeple yapmamız gereken, unutmak ve boş vermekle oluşması muhtemel boşlukların başka argümanlar tarafından doldurulmasına mâni olmaya çalışmaktır. Biz ne yapabiliriz ki diyebilirsiniz. Biz de deriz ki Hiçbir şey yapamasanız bile tarafınız belli olsun. Nemrudun ateşini söndürme ümidiyle su taşıyan karınca misali…

Said Dayıoğlu


Konu : ERDOĞAN ÜLKEYİ SATAN BİR HAİN Mİ?

Lisans : Yazaron Lisansı

08 Mart 2019
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum