ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

DEĞİŞEN SAVAŞ TEKNİKLERİ VE BELKİ DE ÇOKTAN BAŞLAMIŞ OLAN 3. DÜNYA S

DEĞİŞEN SAVAŞ TEKNİKLERİ VE ÇOKTAN BAŞLAMIŞ OLAN III. DÜNYA SAVAŞI!

Son yüzyılda birçok örneğini gördük ki artık işgal edilmek istenen ülkelerde askeri seçeneklerden önce, satın alınan veya yetiştirilen hainlerle yıkıcı faaliyetler yürütülüyor, terör veya ekonomik saldırılarla devlete olan güven sarsılıyor ve algı operasyonlarıyla halk işgale gönüllü hale getiriliyor.

Mesela 28 Şubat sürecinde yaşananları hatırlayalım.

*Satın alınan oyuncular ve o oyuncuları gündemden düşürmeyen medya eliyle ülkede bir irtica tehlikesi varmış havası estirildi ve o dönem için etkisi bir hayli yüksek olan askeri vesayet kullanılarak iktidar değiştirildi.

*Değiştirilen siyasi kadroların ihaneti veya ihanet derecesine varan zaaflarıyla bankaların içi ve hazine boşaltıldı. Böylece ülkede ekonomik bir terör rüzgârı estirildi.

*Ekonomik olarak köşeye sıkışan halk, bir kurtarıcı aradığı sırada bir IMF çalışanı (derviş)cilalanıp kurtarıcı gibi gösterildi ve halk, ülkeyi emperyal patronlar adına yönetmek için gönderilen bu cilalı valiye yani işgale gönüllü hale getirildi.

*Neticede ülke iflasa sürüklendi ve gecelik faizler %7000’lere kadar yükseldi. Artık iş bitti, Sevr benzeri bir antlaşma daha geliyor derken herkesin malumu olan bir iktidar geldi ve ülkeyi ipten aldı.

Birazda daha güncel olaylara bakalım. Bir iki yıl öncesi Brezilya da yaşanan ve günümüzde Venezuela’da yaşanmakta olanlara bakılırsa yukarıda bahsedilen savaş tekniklerinin nasıl uygulandığı görülecektir.

Ağustos ayından bu yana yaşadığımız ekonomik saldırılar, içerideki satın alınmış kalemler ve medya eliyle devletin aciz gösterilmeye çalışılması, bu tekniğin bize karşı kullanıldığını ve ülkemizin değişmeyen bir hedef olduğunu gösteriyor. Çünkü hali hazırda enerji kaynağı olarak kullanılan petrolün yerini alacak olan Bor madeninin büyük bir bölümü ülkemizde bulunuyor. Birçok ülke için rezerv ömrü yirmi otuz yıl olarak tahmin edilen doğalgaz, ülkemiz karasularında bakir ve çıkarılmayı bekler bir vaziyette duruyor. İmparatorluk geleneği olan bir milletin böylesine önemli rezervlerin üzerinde oturuyor olması Emperyal batı için o milleti hedef tahtasına koymaya yeterli. Enerji kaynaklarının paylaşımı için iki dünya savaşı çıkarıldığı düşünülürse şu an bir üçüncüsünün ayak seslerini duymak hatta başladığını söylemek mümkün. Bir farkla ki savaş milli ordularla değil vekil ordularla yürütülüyor. Suriye ve Irak gibi ülkelerde DAEŞ, YPG, EL NUSRA, AHRARUŞŞAM vb. Ülkemizde PKK, DHKPC, Dünya para baronlarının ülkemizdeki temsilcisi büyük şirketler, işbirlikçi medya ve o medyanın satılmış kalemleriyle yürütülüyor. Hatta bu savaşta kime ve neye hizmet ettiğini bilmeyen bazı siyasiler de kullanılıyor…

İngiliz kraliyet donanmasının ve Fransa’nın en seçkin gemileri, Rusya, İtalya, İspanya, Hollanda, Çin hatta Japonya’ya ait gemiler Doğu Akdeniz’de cirit atıyor. Dünyanın kabadayısı benim edasındaki Amerika’yı söylemeye bile gerek yok. Bu ülkeler ve onlara ait savaş gemilerinin Suriye halkının refahını temin edip demokratik bir yönetim oluşturmak için geldiği söylenebilir mi? 31 Mart seçimlerini önemli kılan şey de bu. Türkiye’nin tökezlemesini bekleyenler böyle bir şey olduğu anda hep birlikte üzerimize çullanacaklardır. Her ne kadar kendi aralarında anlaşamıyor görünseler de iş Türkiye ve İslam karşıtlığına gelince hemen birleşiyorlar. Ki zaten zengin enerji kaynakları da birleşmeleri yönündeki motivasyonlarını kuvvetlendiriyor

Peki biz tüm bu faaliyetlere karşı neler yapıyoruz denilebilir. 15 Temmuz sonrası yapılabilen temizliğin ardından birçok adım atıldı ve çok önemli ilerlemeler var. Henüz çok büyük bir donanmamız olmasa da caydırıcı hamleler yapıyoruz. Açılan yeni tersanelerimizde son teknolojilerle ve yerli silahlarla donatılan gemiler üretmeye başladık. Bunların içerisinde uçak gemilerinden denizaltılara kadar birçok savaş gemisi ve silah teknolojileri var. Vatoz balığından esinlenerek geliştirdiğimiz silah dünyada büyük ses getirdi ve herhangi bir ülkenin kara sularımıza farklı amaçlarla girmeye kalkışmadan önce iki kere düşünmesi gerek. Mavi Vatan ismi verilen büyük bir tatbikatla Akdeniz’de bulunan emperyal donanmalara gözdağı verildi. Bu bağlamda tatbikata verilen Mavi vatan ismi çok manidardır. Bu tatbikatla ülkemizi çevreleyen sular bizim vatanımızın bir parçasıdır ve o sularda bize rağmen herhangi bir faaliyet yapılamaz denildi.

Sözün özü şu ki her zamankinden daha çok birliğe muhtacız. Zira düşman kapımızda ve bir anlık gafletimizi bekliyor.

Said Dayıoğlu


Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum