ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Tarihler 18 Mart 2019 Pazartesi gününü gösteriyor. O eşsiz zaferin 104. Yılını kutlarken, Bu destanı şerefle, canla, kanla yazan kahramanlarımızı, rahmet minnet ve şükranla anıyorum.

Hamdolsun böyle bir nesilin torunlarıyız, ne kadar övünsek azdır. Bu zaferi tek bir güne ya da bilemedin bir haftaya sığdırıp, kutlamalar anmalar yapalım derken, gelecek yıla kadar unutuyoruz. İste asıl mesele de burada başlıyor.

Hep geçmişimizle övünür, dedelerimiz şöyle kahramandı böyle kahramandı der, anlatır dururuz. Amenna, tabi ki de anlatalım. Çocuklarımıza, gelecek nesillerimize de aşılayalım ama nasıl? Ya da doğru ruhu nasıl verebiliriz, verebiliyor muyuz, yapabiliyor muyuz? Buna bakalım.

..

Çanakkale bir ruhtur. Zalime, zulüme haksızlığa direnme ruhudur. Güç karşısında pes etmeme, ezilmeme, teslim olmama ruhudur. Dimdik durma destanıdır. Bir iman meselesidir.

İstiklal Marşımızın banisi Mehmet Akif'in "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" dediği, o eşsiz ruhu dizelerinde yaşatarak anlattığı gibi:

Garbin âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.

'Medeniyet' dediğin tek dişi kalmış canavar.

İşte bu dizelerdeki ruh vardı Çanakkalede.

Bu dizelerdeki İman vardı Çanakkalede.

Bu imanı bu ruhu aşılamak, vermek gerekir yeni nesile...

Bu da, eğitimle, doğru anlatımla,

Eğriyi düzü bilerek, yanlışı doğruyu ayırarak, milli duygular eşliğinde, mukedassatını ilimle bilimle birleştirerek, anlatıp teknolojik seviyeyi yükselterek olur.

Bu devir; silahını alıp, kurşunu bitince de, cephede süngüyle, göğüs göğüse, muharebe devri değil.

Koltuğunda oturarak insansız hava araçlarıyla, yer tespiti yapıp, en üst seviyedeki silahlarla, nokta atışı yaparak hedefleri vurma zamanıdır.

Zira; barış dönemleri gibi görünen sessiz sakin zamanlarda, aslında soğuk savaş dediğimiz dönemler yaşanıyor.

Nasıl mı? Kısaca anlatmak gerekirse;

sosyolojik, psikolojik propaganda araçlarıyla, ekonomik dengelerle yapılır. Günümüzde teknolojik, ekonomik yönden gelişen, bir nevi süper güç dediğimiz ülkelerin, birbirleriyle yaptıkları ilişkiler soğuk savaşa örnek (Amerika-Rusya) gösterilebilir.

Unutmayalım ki devletler arasında 'dostluklar', çıkar ilişkisine bağlıdır. Bu çıkarları korumak için de, güçlü olmak zorunluluğu vardır.

Bu bakımdan, ekonomik kalkınmışlığını tamamlayan ülkeler bilimde fende teknolojide ileri gitmişlerdir.

Eğer; bizde ülke olarak, bu kalkınmışlığı yapabilirsek, Türk'ün o aşılmaz cesaretini, sarsılmaz imanını, çözülemez ahlakını, zihni ferasetini de eklersek, Atatürk'ün dediği o muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkacabiliriz.

Yapabilir miyiz peki?

Yapabiliriz Evelallah.

Yeterki iş ehlinin elinde olsun.

Eğitimde akıl, bilim, ahlak, hakim olsun.

O zaman, necip milletimiz, dünyaya Türk'ün mührünü vuracaktır.

O zaman her Türk evladı göğsünü gere gere

'Ne Mutlu Türküm Diyene' diyebilecektir.

Son olarak tekrardan belirtmek isterim ki; yokluk içinde, açlık içinde, imanıyla Çanakkale'yi geçirmeyen aziz şehitlerimizi ve 34 yaşında Anafartalar grup komutanı olarak "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" diyerek Türk'ün zaferinde imzası olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum.

Yavuz YILDIZBAŞ

18.03.2019

İstanbul


Konu : ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Lisans : Yazaron Lisansı

18 Mart 2019
4 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum