ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

Büyük düşünmek diye bir söz var, herkesin malumu olan. Bu söz ışığında dünya'ya bakıldığında her bireyin farklı hedef ya da idealleri olduğu görülecektir.

Kimi ev, araba ve iyi bir maaş isteyip bununla mutlu olurken kimi tüm cihanı içine alabilecek bir devlet hayal edebilir. Bu doğrultuda iç siyasi tartışmalara bir nokta koyup meseleyi daha kapsamlı bir bakışla dünya siyasetine getireceğim. Bunu bir örnekle başlayarak açalım

Bir maç yapıldığını düşünün;

Örneğin İngiltere ve Türkiye Milli takımları karşılaşıyor. Top 90 dakika boyunca sizin ceza alanınız içi ve çevresinde dolaşırsa sizce ne olur?

Ben söyleyeyim;

- Hiç bir Türkiyeli (hainler dışında) bu maçtan zevk almaz.

- Sürekli sizin kaleniz önünde oynanan bir maçta gol yemeniz kaçınılmazdır. Rakip takım atamasa bile sizin oyuncularınıza çarpıp gol olabilir.

- Ezik bir imajınız olur ve kimse sizi ciddiye almaz.

Devletler arası siyaset de bir bakıma bu ve benzeri oyunlar gibidir. Geçmişe dönüp bakıldığında bu çok açık bir şekilde görülmektedir. Yukarıdaki örnek ışığında geçmişimizi ele alırsak;

-Osmanlının tarih sahnesinden çekilişinden sonra 90 yıl içe kapanıp bize çizilen sınırların dışına çıkamadığımız için yukarıdaki örnektekine benzer bir şekilde ezik ve itibarsız olduk. Bu eziklik kanımıza dokunuyordu ve bunun bir tezahürü olarak,farklı branşlarda alınan küçük başarılardan bile mutlu olup Avrupa- Avrupa duy sesimizi diye çığlıklar attık!

-Kurulan oyunları bozduğumuz zamanlar oldu, ama bu oyunlar hep bizim sahamızda oynandığı için bir çok defa kalemizde gol ve goller gördük!

-Ve hiç birimiz ( yalılarda oturan bir kısım hain hariç) bu durumdan memnun değildik!

Artık işler değişiyor ve Türkiye de büyük düşünüp bunun gereğini yapan ülkeler arasındaki yerini alıyor. Bundan on sene öncesine kadar karakol baskınları yiyip onlarca evladını şehit veren Türkiye, bugün Somali, Sudan, Katar vb ülkelerde üsler kurup savaşı farklı alanlarda yapıyor. Afrin, El Bab vb harekatlarla bizim ceza alanımız önünde cereyan eden savaşı ilerilere taşımaya başladı ve buna devam ediyor...

Buna benzer bir çok gelişme sıralayabiliriz ama biz birazda 90 sene bizim kalemiz önünde gezenlere bakalım. Mesela bizim içimizde bulunan etnik gruplar birlikteliğin önemini kavramaya başlarken onlar da ayrılık rüzgarları esmeye başladı. Belki hala onların ajanları bizim içimizde gezip fitne ateşi yakmaya devam ediyor ama artık bizde onların sahasındayız. Bunu sade biz değil onlar da söyleyip itiraf ediyor. Çeşitli medya organlarında kendileri adına tehlike çanlarının çaldığı ve bunun önünün alınması gerektiği yazılıp çiziliyor. söyledikleri şey ne mi? Söyleyeyim;

Mesela İngiltere'de yayınlanan bir dergide Teşkilat-ı Mahsusa geri mi dönüyor başlıklı bir yazı kaleme alınmış, yazıda; İskoçların Türk ajanlarının kışkırtması sonucu Birleşik Krallıktan ayrılmak için referanduma gittiği, Katolonlar'ın İspanya'dan ayrılmak istemelerinin altında MİT'in olduğu, Bavyera ve Saksonya eyaletlerinde bir çok kişinin Alman birliğinin kendi çatıları altın birleşmediği takdirde Almanya'dan ayrılmayı dillendirmesinin de MİT'in marifeti olduğundan bahsediliyor. Hatta Alaska, Utah ve Teksas gibi eyaletlerin birleşik devletlerden ayrılmayı planladığından şüphe edildiği ve bunun arkasında da dışa açılan ve varisi olduğu Osmanlıyı canlandırmak isteyen Türkiye mi var? diye soruluyor...

Hasılı kardeşlerim büyük düşünüp ona göre hareket etmek zorundayız ve bu bizim milletimizin karakterinde ve Anadolu'nun gen havuzunda var. Nasıl mı?

İkinci Dünya Savaşından sonra parçalanıp bölüşülen Dünya coğrafyasında, özünü kaybetmeyip bende varım diyebilen başka bir millet var mı? Bu kadar tahribat başka bir milletin üzerine yapılsaydı o millet, millet olma bilincini muhafaza edebilir miydi? Mesela Afrika ve Amerika'daki devletcikleri ele alalım, adam zenci ya da Amerikanın yerlisi ama dilleri ve isimleri sömüren devletlerin dili ve isimleri olmuş. Kendilerine dair hiçbir şey kalmamış. Bizde de bunu bir parça başardılar. Onları üstün görüp onlar gibi davranmayı ya da onlara benzemeyi çağdaşlık sayan bir güruh yetişti ama çok şükür bu millet özünü tam manasıyla kaybetmedi

Yine söylüyorum biz büyük düşünüp bunun gereğini yapmak zorundayız. Bu bize atalarımızdan kalan en önemli miras. Buradan içe dönük işlerimizle uğraşmayacağız ve bunlara zaman ayırmayalım sonucu çıkmaz. Elbette buna da zaman ayıracağız zira devletler genellikle içeriden yani hainler eliyle yıkılır, ama kanaatimce tehlikeyi doğduğu yerde bertaraf etmek daha akıllıca ve maliyeti daha ucuz bir yöntemdir.. sizce de öyle değil mi?

"Senden yeni bir diriliş bekliyor, yer, gök, ins ve cin

Ey adaletin kılıcı olmuş necip millet, kalk ayağa ve silkin "

Said Dayıoğlu


Konu : Büyük işleri büyük düşünenler başarabilir

Lisans : Yazaron Lisansı

27 Ekim 2018
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum