yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

Bir Hayat Dersi; Yaylada Çobanlık

Yayla denilince, akla yeşillik gelir, gezmek gelir, hayvanlar gelir. Şimdi yayla hayatının vazgeçilmezi olan koyun keçi gütmeyle ilgili gözlemlerimi aktaracağım;

Her taraf yemyeşil, karşımda koyunlar, yanımda kocaman bir çoban köpeği. Bu satırları şu an Karabunar yaylasının bir dağından yazıyorum (dağda koyun keçi güdüyoruz).

Hayatımda hiç koyuna git memiştim. Nesibe teyzeyle birlikte dağda koyun gütme fırsatım oldu, ben de onu hemen değerlendirdim. Bu iş, ilk önce bana kolay ve zevkli gelmişti ama sonradan anladım ki bu iş çok zormuş. Hayatımda bir ilk yaşıyorum.

Dağların güzelliğine dalmış olmalıyım ki, bir ara Nesibe teyzemle koyunları kaybettim. Allah’tan olmalı ki köpek benim yanımdaydı. Çoban köpeği dağda sürüyü korur. Köpek yanımdan kalkınca, onu takip ettim ve Nesibe teyzemle koyunları buldum. Gördüğünüz gibi köpek kadar bilgim yok, bu işte. Köpek ne yapacağını benden iyi biliyor.

Çeşit çeşit böcekler, dağ mantarları, neler çıkmıyor ki karşımıza. Güzeller güzeli Allahım, her şeyi yerli yerinde yaratmış. Bilirsiniz dağlar, Dünya’da kazık görevi görürler. Çünkü bu şekilde Dünya’nın dengesini sağlarlar. Güneş zaman zaman izini kaybettiriyor.

Şu an keçiler, koyunlar yayılıyor, bize süt verecekler. Biz de sütten katık, yağ ve yoğurt yapacağız. Bu arada keçi yoğurdunun tadını, yiyenler iyi bilir, çok harika bir tadı var. Görüyorsunuz değil mi? Allah her şeyi insanın emrine vermiş, keçiyi, koyunu, köpeği, güneşi, yağmuru. İnsanlar faydalansın, düşünsün, idrak etsin, diye.

Hayvanları düşünün, dağları düşünün, ve de bizebütün bu nimetleri veren Allah’ı düşünün. Acaba bize bütün bu nimetleri veren Allah’a karşı kulluk görevimizi hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz? Bunu da sorgulamamız gerekir.

İnsan isterse hayvanlardan da ders alabilir. Eğer benim gibi hayatınızda ilk defa koyuna gidiyorsanız ve ne yapacağınızı bilmiyorsanız, sadece çoban köpeğini takip edin. Ondan gerekeni öğrenirsiniz.

Güneş yerini kara kara bulutlara bırakıp gitti. Yağmurun habercisi olan gök gürlerdi.

Dağların arasında, yanımda koyunlar, bir de köpek, insan tefekküre dalacak çok şey buluyor burada. Ben şimdi sözü uzatacak olursam, Nesibe teyzemi de koyunları da gözde kaybedeceğim. Allah’tan köpek var yanımda.

Şu an içinde bulunduğum durumu sanki daha önce yaşamış gibi hissediyorum kendimi.

Allah, köpeğe muhteşem bir iç güdüsü vermiş olmalı ki; köpek dağ da ne yapacağını iyi biliyor.

Şu an hava serinledi. Yağmur yağar mı yağmaz mı, bilemiyorum, Allah’ın takdirine kalmış bir şey. Sizleri de düşünmeye davet ediyorum.

Aslında dağlar, taşlar, akan sular, keçiler, köpekler. Bunların hepsi birer nimet. Bir de dağ başında tertemiz bir oksijeni bol hava soluyorsunuz. Allah’a ne kadar şükretsek az. Kur’an’da şöyle belirtiliyor; Allah’ın nimetini saymaya kalksanız sayamazsınız, diye.

Yağmur hafiften atıştırmaya başladı, rüzgarın esmesiyle de ben üşümeye başladım. Allah’tan yanımda ceket vardı, onu giydim. Şu an koyunlar yayılmaya devam ediyor, ben ise düşünmeye ve yazmaya devam ediyorum.

Bu an, benim düşünmem için, Allah’ın bana vermiş olduğu, muhteşem bir fırsat. Hem düşünüyorum hem de bunları satırlara döküyorum.

Şunu sakın unutmayın, insanlar ölür, eserleri kalır. Ve manen eserleriyle yaşarlar.

Bir dağın yamacındaydık, Nesibe teyzem hayvanlarla uğraşırken, ben de yamacında olduğumuz dağın tepesine çıktım. Oradan her şeyi kuşbakışıyla görüyordum. Oradan her tarafın yemyeşil olduğunu görüyordum. Müthiş bir rüzgar esiyordu. Bu güzellikleri gören insan; Allah ne güzel yaratmış her şeyi, demekten kendini alamıyor. Şu an hâlâ dağdayız. Bundan sonra yavaş yavaş eve doğru ineriz.

Burada insan, yaşadığını hissediyor. Doğal yaşamın içinde bulunmak, ayrı bir güzellik

Şu an güneş yüzünü gösterdi ama bir taraftan da çok az yağmur yağıyor. Ben de oturmuş, karamık denilen ekşi bir bitkiyi yiyorum. Şimdi, benim çıktığım, dağın karşısındaki dağa çıkmış durumdayız, bir taraftan Nesibe teyzem sürüye kızıyor. Şunu da belirtmeliyim ki koyunlar bir arada ve başları önde geziyorlar, keçiler ise hem ayrı, hem başları dik hem de yüksek yerlere tırmanarak geziyorlar. Koyunlarla uğraşmak kolay, keçilerle uğraşmak çok zor.

Koyun güderken farklı hayvanlarla karşılaşmıyor değiliz, karşımıza ya zıp zıp zıplayan bir çekirge, ya sizden kaçan bir kertenkele, ya da kendi ağına tırmanmakta olan bir örümcek, ve de adını sayamadığım nice hayvanlarla karşılaşıyoruz. Ya da kendilerini göremediğimiz kuşların sesini duyarız.

Vakit ilerledikçe çok yorulduğumu hissediyorum, Ben her ne kadar çok yorulduğumu fark ettirmemeye çalışsamda Nesibe teyze fark ediyor ve; yoruldun artık, diyor. Yoruldum yorulmasına da, ama yorulduğuma değdi. Çünkü hayatımda ilk defa koyuna gidiyordum. Yorulduğum için, dağdan eve doğru inmek zor geldi bana.

Eve gittiğimizde Munise teyzem gilin gelip gittiğini öğrendik. Bir ara dağdayken bize seslenen olmuştu da, biz de cevap vermemiştik. Ben şöyle düşünmüştüm; kim nereden bilecek benim burada olduğumu. Meğer bize dağdan seslenen onlar imiş. Onların olduğunu anlasaydık cevap verirdik, halbuki biz yabancı zannettik.

Tefekkür etmek isterseniz, yayla gibi doğal ortamlara gidin…

SÜNDÜS KOÇ – KARABUNAR YAYLASI (HADİM)

18. 06.2011 - CUMARTESİ


Konu : Bir Hayat Dersi; Yaylada Çobanlık

Lisans : Yazaron Lisansı

04 Mart 2018
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum