ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

AYASOFYAYI AÇMAMAK İHANETİN BELGESİ Mİ

YENİ ZELANDA CAMİ SALDIRILARI VE AYASOFYA TARTIŞMALARINA DAİR

Yeni Zelanda da Cami saldırısından sonra sosyal medyada saldırganın bizim tarihimizle ilgili birçok şeyi bilmesine atfen yazılan ve neden bizim çocuklarımız bu tarihlerden habersiz diyen serzeniş dolu birçok yazı gördüm. Deniliyordu ki nasıl oluyor da bizim nesillerimiz kültürüne bu kadar yabancı ve tarihinden habersizken batıdaki gençler bizim tarihimiz de dahil kendi tarih ve kültürlerini çok iyi bir şekilde öğreniyor. Bizim milli eğitimimiz ne yapıyor.

Ayasofya Camiinin açılıp açılmaması konusunda şu örneği vermek istiyorum; 1. Haçlı seferinde Şii Fatımi devletini yenen Haçlılar Kudüs’ü almışlardı. Kudüs’ün uzun yıllar Haçlıların işgalinde olması Müslümanların kalbinde bir yara olarak kaldı. O dönemde dağılmış olan İslam birliğini büyük ölçüde tesis etmeyi başaran Selahaddin Eyyubi’nin de hedefi Kudüs’ü kurtarmaktı. Cuma hutbesinde olduğu bir sırada cemaatten bir genç ayağa kalktı ve Kudüs işgal altındayken sen bize ne anlatıyorsun diye yüksek sesle itiraz etti. O gün için Selahaddin Eyyubi’nin gence bir cevabı olmadı ama ertesi gün sabah namazında cemaate o genci sordu. Gelmediğini söylediklerinde günümüze de ışık tutacak şu sözü söyledi. Camilerimiz sabah namazlarında da o gençler tarafından doldurulduğunda Kudüs bizim olacaktır!

Bu ülkede son 10 yılda, Başörtüsü zulmüne son verildi, 50 yıllık fetö projesi çökertildi, İktidarları ben kurar ben yıkarım diyen Doğan medya ve onun Pijamayla başbakan karşılayan patronu tarih sahnesinden silindi, Soros vakıfları ülkeden çıkarıldı, PKK, DHKPC ve benzerlerini bitirme aşamasına gelindi ki zaten eylem yapamaz hale geldiler, IMF kapısında dilencilik yapmaktan kurtulundu, Askeri vesayet sonlandırıldı, Darbeler dönemi bir daha gelmemek üzere kapatıldı, Yerli teknolojiye verilen önemle dışa bağımlılık azaltıldı vb. 28 Şubat sürecinin bin yıl devam edeceği söylenirken devlet ömürleri için kısa sayılabilecek bir zamanda tüm bunları başaran ülke artık, Montrö boğazlar sözleşmesi ve Fulbright antlaşması gibi garabetlere de son vermelidir.

27 Aralık 1949’da Türkiye ve ABD arasında eğitim komisyonu kurulmasına dair bir antlaşma imzalanmıştır. Dönemin Cumhurbaşkanı bilindiği üzere antlaşma uzmanı olan İsmet İnönüdür. Tam bir ihanet belgesi olan antlaşmanın 5. maddesi tarihin unutmayacağı bir alçaklığın belgesidir; antlaşmaya göre kurulacak eğitim komisyonunda, 4’ü Türk, 4’ü ABD vatandaşı olmak üzere 8 üye bulunacaktır. ABD’nin Türkiye büyük elçisi komisyonun fahri başkanı olacak ve komisyonda oyların eşit olması halinde kararı başkan verecektir. Bu komisyonun görevi, Türk çocuklarının okula başladıktan sonra liseden mezun oluncaya kadar okuyacakları derslerin müfredatını belirlemektir! Yani üzerine titreyerek büyütüp eğitim çağına getirdiğimiz çocuklarımız ABD’nin şefkatli kollarına bırakılacaktır.

70 yıldır ders kitaplarımızın arasına sıkıştırılan Osmanlı yergisi hatta sövgüsü, bu antlaşmanın bir neticesidir. Bu sistemle, potansiyel CHP’li, Kemalist ve aynı zamanda batı hayranı nesiller yetiştirilmektedir. Çocuklara ilk okula başlayıp liseden mezun olana kadar yalan yanlış yazılmış bir tarih ve Türk tarihinin 19 Mayıstan sonra başladığı algısı dikte edilmektedir. Okumuş cahiller, tarihinden ve atalarından bihaber hatta onlara düşman yetiştirmek üzere inşa edilmiş bir sistemdir bu. Yani Türk çocuklarının büyük bir çoğunluğunun tarihi ve kültürel değerlerinden kopmuş olması boşuna değildir.

Şimdi sormak gerek;

*Fethin sembolü Ayasofya neden açılmıyor diyenler boğazlarda egemenliğimizin olmadığını ve bunun antlaşma uzmanı İnönü tarafından Montrö sözleşmesiyle elimizden alındığını biliyorlar mı?

*Ayasofya açılsın diyenler Sultan Ahmet Camiinin Cuma namazlarında bile tam dolmadığını biliyorlar mı? Ayasofya açılsın ve Avrupa’ya ders verilsin diyenler Tek parti dönemi ve sonrasındaki darbeciler tarafından göbek bağıyla Avrupa’ya bağlandığımızı biliyorlar mı? Bu bağlamda henüz hazır olmadığımızı ve hali hazırda dünya sermayesinin büyük bölümünü elinde bulunduran ülkelerin eline koz verildiğinde topyekûn bir ambargoyla bizi çökertebileceklerini biliyorlar mı? Patates üç kuruş artınca feryadı basanlar böylesine büyük bir ambargo karşısında devletinin yanında durabilecekler mi? Nasıl oluyor da %99’u Müslüman olan bir ülkede halkın dini inanışıyla taban tabana zıt partilere %25 oy çıkıyor diye düşünenler, eğitim sistemimizin potansiyel CHP’li yetiştirdiğini biliyorlar mı?

Gönül istiyor ki milletimiz bir an önce eski kudret ve şaşaasına ulaşsın. Lakin şu anki konjonktür buna müsait değil ve bazı şeyler için zamana ihtiyaç var. Ama ümit etmenin ötesinde kati bir inanışla söylüyorum ki bunların gerçekleşmesi de çok yakın bir zamanda olacak. Son on yılda gerçekleşenler ve yıkılmaz denilen bentlerin yerle bir olması bu inancımızı kuvvetlendiriyor. Biraz daha sabır…

Said Dayıoğlu


Konu : AYASOFYAYI AÇMAMAK İHANETİN BELGESİ Mİ

Lisans : Yazaron Lisansı

18 Mart 2019
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum