ÜYE OL
yazar sitesi

Yazaron' a Katıl

Senin de Yazıların Yayınlansın

Facebook ile Bağlan
Gmail ile Bağlan

31 MART SEÇİMLERİ ERDOĞAN İÇİN SONUN BAŞLANGICI MI OLACAK?

BU SEÇİM ERDOĞAN'IN SON SEÇİMİ Mİ?

Dünyada şu an yürürlükte olan sistem ya da işleyişi kimlerin kurduğunu ve ne gibi argümanlarla bu işleyişi idame ettirdiklerini bilmeden ülkemizde gündemi işgal eden konular üzerine yapılacak tüm yorumlar sığ kalmaya mahkumdur. Derinlemesine ve sağlıklı analizler yapmanın yolu, küresel işleyişin ardındakileri ve o kişi ya da devletlerin ne istediklerini bilmekten geçer.

Herkesin malumudur, son on yılda Erdoğan’a ve dolayısıyla Türkiye’ye birçok operasyon yapıldı. Parti kapatıp siyasi yasaklı yapmak, suikastlarla saf dışı bırakmak, Oslo görüşmeleri üzerinden vatan haini ilan ederek hapse tıkmak, Halk Bankasının Petrol anlaşmasını iptal ettirirken ayakkabı kutucukları tiyatrosuyla yolsuzluk yapmakla suçlamak, Gezi, Kobani ve çukur eylemleri gibi büyük çaplı isyan hareketleriyle ülkedeki güven ortamının bozulduğundan dem vurarak istifa çağrısı yapmak, Mit tırları üzerinden teröre destek verildiği iddiasıyla uluslararası mahkemelerce yargılanmasını sağlamak ve nihayet 15 Temmuz’da darbeyle alaşağı ederek infaz etmek gibi birçok yol denendi. Erdoğan halkı arkasına almayı başardığı için tüm bu saldırılardan kurtuldu. Pek tabi bu saldırılardan kurtulan Erdoğan’la beraber Türkiye’de güç kazandı ve buna paralel olarak dünyada da itibarı arttı. Peki, sizce tüm bu saldırı ya da operasyonlar kendi kendine oluşan tesadüfi gelişmeler miydi? Elbette hayır!!! Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kirli tezgahların ardında küresel baronlar var. Kurdukları sömürü düzeni için tehlike gördükleri her kişi ya da devleti türlü oyun ve tuzaklarla saf dışı bırakmanın yollarını arıyorlar. Denedikleri oyun tutarsa ne âlâ, yok eğer olmazsa diğer planlarını devreye sokuyorlar ama asla pes edip vazgeçmiyorlar.

Şu an yürürlükte olan sistemde Küresel para baronları ve İngiltere’yi saymazsak devlet olarak en güçlü aktör Amerika olarak görünüyor çünkü uluslararası tüm ticaret Amerikan parası üzerinden yapılıyor. Süper güç olarak kabul edilen Rusya, Çin ve Almanya gibi devletler Amerikan başkanı Trump’ın atacağı bir twetle büyük ekonomik kayıplara uğrayabilirler. Elinde Dolar silahı olduğu için bunu rahatlıkla yapabiliyor. Çin bunu aşmak için Brics devletleri diye bir oluşum kurmak istedi ki bu oluşuma üye devletler birbirleriyle yapacakları ticarette Dolar değil yerel paralarını kullanacaklardı. Ama bu devletler birer birer düşüyor. Brezilya düşen son devlet oldu. Amerika ve küresel baronlara itaat etmeyi reddeden başkan, yolsuzluk bahanesiyle indirildi ve kukla biri başa getirildi. Güncel olduğu için söylüyorum bu sisteme itiraz edip Amerika ve Avrupalı şirketleri kovan ve petrolü millileştiren Venezuela’da çok fazla dayanamadan düşeceğe benziyor. Biz, Rusya ile yerel para birimlerimizle ticaret yapmak üzere anlaştığımız 2013 yılında Gezi olaylarıyla, Rusya ise petrol fiyatlarının maliyetinin de altına düşürülmesiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Çünkü hali hazırda petrol fiyatlarını, brent ve british petrol şirketleri yani Amerika ve İngiltere belirliyor.

Peki küresel aktörler nasıl oluyor da tüm ülkelerde operasyon yapma yetisine sahip oluyorlar? İşte bunu anlamak için onların günlük değil 50 yıllık planlar yaptığını bilmek gerekir. Bir ülkeyi hedef seçtiklerinde o ülkede kendilerine bağlı zengin bir kitle oluşmasını sağlıyorlar. O kitle ya da gruptakiler para yönünden güçlenince yavaş yavaş ülkenin ticaret ve sanayisini (ele geçiriyor) üstleniyorlar. Aslında sanayi denilen şey üretimden ziyade montaj üzerine kuruluyor. Bağlı oldukları küresel aktörlerin dev şirketlerinin taşeronluğu ve montajcılığından başka bir şey yapmıyorlar. Bizde de sanayi denilince akla gelen kalburüstü firmaları biraz inceleyen herkes bunun böyle olduğunu görecektir. İşte bu yerel işbirlikçi taifeler, patronlarından emir aldıkları anda bulundukları ülkede yıkıcı faaliyetlere başlıyorlar. Para ve medya onlarda olduğu için yaşanan tüm olayları manipüle etmekte ve ülkeyi karıştırmakta zorlanmıyorlar. Bu tip saldırılar karşısında rahmetli Erbakan Anadolu kaplanları ve MÜSİAD gibi oluşumların hayata geçmesine ön ayak oldu ama bu oluşumlar o dönem için yüz yıllık bir plan ve yerleşik sistem karşısında çok cılız kaldı. Günümüz için de epey yol almış olsalar da henüz yeterli oldukları söylenemez.

Demem o ki küresel işleyişin patronları bu defa çok daha etkili bir yöntem olan finansal saldırıyla geliyorlar. Geçtiğimiz Ağustostan beri bu saldırı aralıksız davam ediyor. İhracata bağlı ekonomi, dolar kuru üzerinden vuruldu ve birçok ürünün fiyatı yükseldi. Buna tedbir alınırken bu defa rantçılar devreye girdi ve üreticide bir lira olan ürün tüketiciye sekiz liraya arz edilmeye başlandı. Halkın sinir uçlarına dokunarak Erdoğan’a olan güven ve destekleri azaltılmaya çalışıldı ve bunda da biraz başarı sağladıkları yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Erdoğan bu tehlike karşısında sistem gereği (serbest piyasa ekonomisi) yaptırım uygulayamadığı için defaatle çağrı yaparak fiyatların düşürülmesini istedi ama kimsenin onu dinlediği yoktu. Son çare olarak Tanzim satışları uygulamaya sokuldu. Lakin görünürde halk tarafından epey bir destek kaybına uğradı. Buna daha derin ve kalıcı çözümler bulunmazsa gidişat Venezuela örneği gibi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Yani 31 Mart seçimleri Erdoğan için son seçimler olabilir, tabi prangalarından kurtulmaya çalışan ülke için de yine ve yeni bir esaretin başlangıcı…

Ama şunu söylemeden geçmeyelim; bu ekonomik darbe bizi yıkmazsa daha da güçlenmemizi sağlayacaktır. Çünkü son on yılda birçok hastalığa karşı bağışıklık kazandığımız gibi buna da bağışıklık kazanacağımız kanaat ve ümidindeyim.

Said Dayıoğlu


Konu : 31 MART SEÇİMLERİ ERDOĞAN İÇİN SONUN BAŞLANGICI MI OLACAK?

Lisans : Yazaron Lisansı

02 Mart 2019
0 0
Yorum yapmak için üye girişi yapın

Üye Ol Giriş Yap
0 yorum